🌥️ Insanların Duyamayacağı Ses Çıkaran Bir Hayvan
SESİN TANIMI. Bir insan ses çıkarırken ağzını, akciğerlerini ve ses tellerini kullanır. Bilimsel bir şekilde tanımlarsak; Akciğerlerden gelen havanın ses telleri gibi ses organlarında oluşan ve kulak ya da bir takım aletlerle algılanan titreşimlerdir. Ses sayesinde konuşur, şarkı söyler, mırıldanır ya da bağırırız.
Ekvador’da tepe-yıldızı alt grubuna ait sinekkuşlarının yalnızca kendi türünün duyabileceği baştan çıkarıcı ultrasonik şarkılar söylediği keşfedildi. Erkek sinekkuşları cıvıldaşırken boğazını şişirir, bu da alacalı tüylerinin asil bir biçimde parlamasını sağlar. Dişi kuşlar kur dansına katılabilir ya da erkek sinekkuşlarını kovalayabilir. Phys.org
Deniz yaşamı da buna dahil.Modellemeden ilk çıkışBugüne dek Kenya'nın yaban hayat nüfusuna ilişkin mevcut verilerin çoğu, yerel hayvan koruma grupları veya uluslararası koruma uzmanları tarafından bireysel olarak toplandı, bu da hayvanların korunmasına yönelik dağınık bir yaklaşıma katkıda bulundu.
Bazı Hayvanların Eşlerini Etkileyebilmek İçin Taklit Sesler Çıkardığı Keşfedildi. Eray Kalelioğlu — 1 yıl önce. 4 dk okuma süresi. 19. İnsanların konuşmayı nasıl öğrendiğini araştıran isteyen bilim insanları, hayvanlarla ilgili ilginç bir sonuca ulaştılar. Elde edilen bulgulara göre bazı hayvan türleri
Nimet olarak size ulaşan ne varsa, Allah'tandır, sonra size bir zarar dokunduğunda yine O'na yalvarmaktasınız. (Nahl Suresi, 53) Bu yazıyı okurken olduğu gibi, başınızı sağa sola aşağıya yukarıya hareket ettirdiğinizde hep aynı yere odaklanırsınız. Başınızı hareket ettirdiğiniz zaman baktığınız yeri kaybetmezsiniz.
şehir hayatından kurtulup kendini doğaya atmak isteyenlerin en büyük korkularındandır hayvanlar hadi ayısı, kurdu, yaban domuzu, yılanı çok ıssız yerlere gitmedikçe görmeniz pek mümkün değildir. fakat köpek ile her yerde karşılaşmanız çok muhtemel. hele bir de köpeklerin bisiklet ve motosikletlere karşı bir ilgi alakası vardır ki çoğu bisikletçinin şimdiden
SesliŞanslı Peluş Domuz. Sipariş Numarası 382152. Mutluluk bolluğu: Yeni Yıl sadece bu sevimli peluş oyuncakla iyi bir yıl olabilir! Ve sadece bu değil: karnındaki küçük domuzu basar basmaz hayvan sesi çıkarır! Küçük şanslı çekicilik peluş olduğundan, güzel ve yumuşaktır. Genç ve yaşlılar için ideal bir hediye.
BaqnCI. Tüm kullanıcıları, CodyCross oyununu tamamlamak için gereken tüm bilgileri ve yanıtları içeren tek sayfaya hoş geldiniz. Bu web sitesi ile zor bir görev veya seviye geçmek için başka bir yardıma ihtiyacınız olmayacak. Size CodyCross Miyav diye ses çıkaran evcil hayvan cevapları, bazı ek çözümleri ve faydalı ipuçları ve püf noktaları ile yardımcı olur. Web sitemizi kullanarak, Fanatee Inc geliştirici tarafından yaratılan CodyCross oyununu diğer oyunlarla birlikte hızla çözüp tamamlayabilirsiniz. Seviyeleriniz buradakilerden farklıysa veya rastgele sırayla ilerliyorsa, aşağıdaki ipuçlarıyla aramayı kullanın. CodyCross Günün Bulmacası Orta 30 Nisan 2022KEDI
Cevap Ses, canlıların işitme organları tarafından algılanabilen periyodik basınç değişimleridir. Fiziksel boyutta ses, katı sıvı veya gaz ortamlarda oluşan basit bir mekanik düzensizliktir. Bir maddedeki moleküllerin titreşmesi sonucunda oluşur. Ses bir enerji türüdür. Ses titreşimle oluşur, titreşimi enerjiye dönüştürür. Sesin kuvvetine gürlük denir. Desibel db ile ölçülür. Örneğin kalkış yapan füze 120 desibel ses üretir. Yüksek sesli müzik 90 desibel üretir. Normal insanın konuşması 50-60 desibel gücüne eşittir. Ses kaynaklarıSes veren her madde bir ses kaynağıdır. Sesler kaynaktan aldığı enerjilerle titreşerek yayılırlar. Titreşen cisimler esnek olup sesi oluşturur. Esnek olan cisimler ses dalgaları meydana getirebilir ve ses dalgalarını iletebilir. Ses mekanik dalga olduğundan yayılması için bir ortama ihtiyaç duymaktadır. Ses dalgaları ortamlarda sıkışma ve genleşme şeklinde boyuna ilerleyen dalgalardır. Ses dalgalarının basıncı olup girişim sunucu vuru oluştururlar. Doğal ses kaynaklarıYağmur, rüzgâr, akarsular, gök gürültüsü, canlı sesleri ve doğa sesleri gibi kendiliğinden ses çıkaran ses kaynaklarıdır. Yapay ses kaynaklarıMakine,telefon ve enstrüman gibi üretilmiş araç veya gereçler yapay ses kaynaklarıdır. FrekansSesin bir frekansı, boyu, periyodu ve hızı bulunmaktadır. Sesin birim zamandaki genellikle saniye titreşim sayısına "frekans" denir. Birimi ise Hertz Hzdir. Dalga boyu, bir ses dalgasının oluşması için sesin aldığı yoldur. Sesin hızı normal koşullarda; havada 340, tahtada 4000-6000, suda 3000-5000, çelikte ise 8000 m/s dir. Ses boşlukta yayılmaz. Çünkü titreşen bir cismin sıkışıp genleşmesine yol açabilecek atom ya da molekül gibi tanecikler yoktur. Çok alçak frekanslı ses İnfrasonikSesberi ya da infrasound olarak nitelendirilen ses frekansları, 20 Hz den az olurlar. Böylece insan kulağının duyamayacağı kadar düşük, fakat hava basıncı değişiklikleriyle oluşan ses dalga frekanslarından daha yüksektirler. İnsan kulağının teorik olarak 20 Hz ile 20000 Hz arasını duyduğu söylense de, en iyi 250 Hz ve 3000 Hz arasındaki konuşma frekansı bölgesini duyar. Hayvanlar, insanların duyamadığı ses frekanslarını bile algılayabilirler. Örneğin fillerin ayağında çok alçak frekansları algılayan doğal alıcılar vardır. Çok yüksek frekanslı Ses UltrasonikSes-ötesi ya da ultra sound, insan kulağının duyamayacağı çok yüksek frekanstaki seslere verilen addır. Frekansı Hz'in üstündedir. Hayvanlar Hz den yukarisini duyabilirler. Francis Galton 1822-1911 köpeklerin bu özelliğinden yararlanarak Galton Köpek Düdüğünü tasarlamıştır. Sadece köpeklerin duyabileceği frekanslardaki sesleri veren bu düdük köpek terbiyeciliğinde ve istenmeyen köpeklerin uzak tutulmasında kullanılmaktadır. Frekansı 16000 ile 22000 Hz arasındadır. Uygulamada bu kadar yüksek sıklığa sahip ses, insan kulağı tarafından duyulamamaktadır. ŞiddetSesin havada yayılırken oluşturduğu dalganın yoğunluğunun niceliğidir. Bir sesin şiddeti, ses dalgasının genliğiyle doğru orantılıdır. Sesin şiddeti arttıkça, direnebileceği süre artar. Yani ses daha uzağa yayılabilir. Ses şiddetinin birimine desibel denir. desibelmetre ile ölçülür. İnsan kulağı, 0-140 dB arası sesleri sorunsuz duyar. 140 dB'den şiddetli sesler, kulağımıza zarar verir. Ses bilim ve ses bilgisinin temel konusu, dil veya konuşma sesidir. Ses, akciğerlerden gelen havanın ses organlarında biçimlendirilmesiyle oluşan, kulakla veya hassas aletlerle algılanabilen titreşim olarak tanımlanabilir. İnsanoğlunun kendi ses organlarıyla üretip kullandığı bu sesler, konuşma dilinin görece en küçük parçasını ve dilin temelini oluşturur. Sesler, anlam ayırt edici olup olmadıklarına bakılarak, sesbirim fonem ve ses değişkesi allofon olmak üzere iki kategoride ele alınabilir. Akciğerlerden gelen havanın ses yolunda meydana getirdiği titreşime ses denir. Çevremizde ses çıkaran sayısız varlık vardır. İnsanlar, hayvanlar, taşıtlar, müzik aletleri, şelale, rüzgâr, yağmur ses çıkaran varlıklardandır. Kendiliğinden ses çıkaran varlıklara doğal ses kaynakları denir. Ses kaynaklarının ses çıkarabilmesi için titreşim gerekir. Müzik aletlerinde bunu çok net görebiliriz. İnsanların ses çıkarması da titreşimle olur. Gırtlağımızda bulunan ses telleri akciğerlerimizde bulunan hava ile titreşerek ses çıkmasını gruplarıSes oluşturan her varlık ses kaynağıdır. Üç çeşit ses kaynağı vardır Canlı Varlıklar Hayvanlar, insanlar… Cansız Varlıklar Davul, gitar, bağlama, flüt sesi vs… Doğal Afet Gök gürültüsü, rüzgâr vs… Sesin yayılımıSesin yayılması için maddesel ortama ihtiyaç vardır. Yani boşlukta ses yayılmaz. Ses dalgalar halinde yayılır. Ses kaynağından çıkan ses maddenin taneciklerini titreştirir. Bu nedenle ses yayılır. Ses dalgasının her bir tam devrinde bir sıkışma ve bir seyrekleşme serisi vardır. Ses, tanecikten taneciğe yayılır, tanecikler ne kadar sık ise o kadar hızlıdır. Sesin yayılma hızı sırasıyla katıdan sıvıya, sıvıdan gaza azalır. Hız V = uzaklık D/ süre T biçiminde gösterilen genel hız formülü aslında teorik bir değer niteliği taşımamaktadır. Çünkü bu formülde göz önüne alınmayan dış faktörler, ses dalgalarının hızı üzerinde bir dizi etkiler yaratır. Örneğin rüzgâr sesi uzaklara taşır, gece ve gündüzün sıcaklık farkları ses dalgalarını etkiler. Ses dalgaları katılarda yaklaşık olarak 5000 m/s hızla yayılır. Suda 1453 m/s hızla yol alır. Havada 340 m/s yol alır. Sesin yapısal yönüBir saniyelik zaman içerisinde değişken hareketin ya da titreşimlerin sayısı frekans olarak tanımlanır. Frekans arttıkça ses tizleşir. Sesin yapısal yönünü frekans belirler. Sesin tınısıSesin tınısı, aynı frekansta olduğu halde kaynaklar farklı ise seslerin farklı olarak algılanmasıdır. Sesler arasındaki renk farkıdır. Ses kendine özgü olan bu rengi, taşıyıcı bir titreşimin asal dalganın üzerine “oranlı” olarak, yan titreşimlerin harmoniklerin binmesiyle oluşan karmaşık titreşimlerin sonucu sonucunda kazanır. Frekansı oluşturan saniyedeki periyot sayısı, ne kadar fazla olursa ses o kadar tiz; ne kadar az olursa, o kadar pes niteliğe bürünür. Ses zarflarıSesin tınısını etkileyen etkenlerden biri ses zarfıdır. Ses zarfı, ses yoğunluğunun zaman içindeki değişimini ifade eder ve üç evre ile Çıkış attack Bir ses kaynağının titreşmeye başladığı nokta ile en üst seviyeye tepe noktasına ulaştığı mesafe arasındaki yükselme Kalış sustain Sesin en yoğun seviyede ya da tepe noktasında kalma zamanıdır. - Düşüş decay sesin en yoğun seviyeden sesizliğe inme süresidir. TonBasit genleşme değerlerinin düzenli olması;örneğin düzensiz;1/500,ikincisi 1/400,üçüncüsünün 1/485 olması gibi frekanslar seste ton farkını meydana getirir. Frekansları aynı olan seslerin tonlarıda aynı olur. Seslerin periyodik karakteri dörde ayrılır Temel ses Titreşimleri basit sinüs eğrisi karakteri taşıyan seslere “saf/temel ses” denilir. Bir diyapazonanın çıkardığı ses bunun en yalın örneğidir. Doğada “saf/temel” ses bulunmaz. Doğadaki sesler her zaman karmaşık yapıya sahiptir. Karışık ses Gürültü Periyodik olmayan düzensiz ses titreşimlerine gürültü denir. Patlama Kısa süreli hızlı bir hava yoğunlaşması sonucunda oluşup kulağımıza çarpan seslere ise “patlama” denilir. SesbirimAnlam ayırt edici sestir. Bir dildeki sesbirimleri tespit etmek için zıtlaşan çiftlerden yararlanılır. Zıtlaşan çiftler tek bir ses özelliğiyle başkalarından ayrılan kelimelere denir. Söz gelişi, ada ve ata kelimelerini birbirinden ayıran /d/ ve /t/ sesleridir. Bunlardan /d/ ötümlü /t/ ötümsüzdür. Aynı şekilde ara, ana, aya, ala, aba kelimelerinde anlam farkı yaratan sesler, sırasıyla /r/, /n/, /y/, /l/, /b/’dir. “Ara“yı “arı“dan ayıran /a/ ve /ı/, “ver“i “var“dan ayıran /e/ ve /a/ sesleridir. İşte bu türden sesler birer sesbirimdir. Sesbirimler /a/, /b/, /e/, /t/ gibi iki eğik çizgi arasında gösterilir. Ses DeğişkesiDilde anlam ayırt etmeyen, ancak farklı telâffuz edilen seslere, ses değişkesi denir. Örneğin bana ve banka kelimelerindeki [n] sesleri farklı söylenir. İlki bir diş sesi olan [n], ikincisi bir damak sesi olan [ñ]dir. Buna göre Türkçede /n/ sesbiriminin, [n] ve [ñ] olmak üzere en az iki ses değişkesinden söz edilebilir. Yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi ses değişkeleri köşeli ayraç içinde gösterilir. Dilin sesleri incelenirken sesbirimler ve onların değişkeleri ayrıntılı olarak ele alınabilir ancak bu çalışmada ağırlıklı olarak sesbirimler üzerinde durulmaktadır.
SES KONULAR Ses Dalgaları Sesin Özellikleri Müzik ve Fen Ses Bir Enerji Türüdür Hangi Ses Daha Şiddetli Hangi Ses İnce , Hangi Ses Kalın Ses Dalgalarının Kulağımızdaki Yolu İşitme ve Ses Yüksekliği Ses Seviyeleri ve Mekanlar Titreşim ve Nota Ses Frekansları Flütler ve Ses Dalgaları Yıldırım Nereye Düştü Ses ve Ortam Değerlendirme SES İLE İLGİLİ KAVRAMLAR 1- Ses Katı, sıvı ve gaz halindeki maddelerin oluşturduğu taneciklimaddesel ortamlarda dalgasal olarak dalga şeklinde yayılabilen enerji türüne ses denir. Ses, titreşimlerden oluşan bir enerji türüdür. • Ses veren her madde veya cisme ses kaynağı denir. • Ses kaynakları titreşerek ses meydana getirir. • Sesin oluşabilmesi için mutlaka titreşim hareketinin gerçekleşmesi gerekir. • Titreşim, bir cismin ileri geri gidip gelme hareketidir. Ses veren her şey titreşir ve titreşen cisimler ses oluşturur. • Çevremizde ses çıkaran sayısız varlık vardır. İnsanlar, hayvanlar, taşıtlar, müzik aletleri, şelale, rüzgâr, yağmur ses çıkaran varlıklardandır. • Ses kaynağından yayılan ses titreşimleri kulak tarafından duyulabilir. Fakat insan kulağı bütün ses titreşimlerini duyamaz. Frekansının uygun olması gerekir • İnsanların birbirleriyle iletişim kurmaları, duygu ve düşüncelerini aktarabilmeleri için konuşmaları gerekir. Konuşmanın temel öğesi sestir ve insan sesi de titreşim sonucu oluşur. • Ses veren ses kaynakları esnektir ve esnek olan cisimler ses dalgaları oluşturabilir veya ses dalgalarını iletebilir. NOT 1- İnsanların ses çıkarması da titreşimle olur. Gırtlakta bulunan ses tellerisoluk verme olayısırasında akciğerlerden dışarı verilen hava ile titreşerek ses çıkmasınısağlar. 2- Sesin Özellikleri Sesleri birbirinden ayıran üç özellik vardır. Bunlar sesin şiddeti, sesin yüksekliği ve sesin Sesin Şiddeti Sesin zayıf veya kuvvetli olmasına sesin şiddeti denir. Sesin şiddeti desibeldB birimi ile belirtilir. 0 – 60 dB arasındakisesler insan kulağınırahatsız etmez. b Sesin Tınısı Aynısesin çeşitli müzik aletlerinden çıktığı zaman gösterdiğifarklılığa sesin tınısı denir. Tını, sesin farklılığını ifade eden bir terimdir. Aynı notayıtonu çalan bir kemanla bir flüt arasındaki temelfark, tınıfarkıdır ve bu nedenler farklısesler çıkar. Enstrümanların yapıldığı malzemelerin farklı olması, enstrümanların oluşturduğu sesin farklı bir tınıda olmasınısağlar. c Sesin YüksekliğiFrekansı İnce sesi kalın sesten ayıran özelliğe sesin yüksekliği denir. Ses yüksekliği, ses kaynağının titreşme hızına bağlıdır. Ses kaynakları hızlı titreştiği zaman sesin yüksekliği artar ve ses ince tiz çıkar. Ses kaynakları yavaş titreştiği zaman sesin yüksekliği azalır ve ses kalın pes çıkar. Ses kaynağının 1 saniyedeki titreşim sayısına frekans denir. Frekans birimi hertz’dir ve Hz ile gösterilir. Frekansı büyük olan ses kaynağı ince, frekansı küçük olan ses kaynağı kalın ses verir. Sesin yüksekliğises kaynağı olarak kullanılan telin boyuna, gerginliğine, kalınlığın kesitine ve cinsine bağlıdır. • Kalınlıklarıfarklı, diğer özellikleri aynı olan iki telin verdiğiseslerin yüksekliklerifrekansları farklıdır. İnce telin verdiğisesin yüksekliğifrekansı daha fazladır yanisesi incedir. • Cinslerifarklı, diğer özellikleri aynı iki telin verdiğiseslerin yüksekliklerifrekansları farklıdır. • Gerginliklerifarklı, diğer özellikleri aynı olan iki telin verdiğiseslerin yüksekliklerifrekansları farklıdır. Gergin telin verdiğisesin09 04 2012 Ses Nasıl Yayılır? Konu Anlatımı 2/5 • Gerginliklerifarklı, diğer özellikleri aynı olan iki telin verdiğiseslerin yüksekliklerifrekansları farklıdır. Gergin telin verdiğisesin yüksekliğifrekansı daha fazladır yanisesi incedir. • Uzunluklarıfarklı, diğer özellikleri aynı olan iki telin verdiğiseslerin yüksekliklerifrekansları farklıdır. Uzun telin verdiğisesin yüksekliğifrekansı daha fazladır yanisesi incedir. 3- Ses Kirliliği Sesin abartılı ve gelişi güzel kullanılmasısonucu ses kirliliği ortaya çıkar. Ses kirliliğine gürültü denir. Ses kirliliği insan sağlığı için çok zararlıdır. Ses şiddeti birimi desibeldir dB. İşitilebilen en hafifsesin şiddeti 0 sıfır desibel olarak kabul edilir. Buna işitme eşiği denir. Normal konuşma sesi 30 – 60 dB arasındadır. İnsan kulağı, frekansı 20 titreşim/saniyeden küçük olan sesleri işitmez fakat bu seslerden olumsuz etkilenir. Ses altı denilen bu titreşimlerin etkisinde uzun süre kalan insanlarda sağırlıklar görülmektedir. 4- Sesin Yayılması Ses maddesel ortamlarda yayılabilir yanisesin yayılabilmesi için maddesel ortama dolayısıyla taneciklere ihtiyaç vardır. Bu nedenle ses katı, sıvı ve gaz halindeki maddelerde yayılır. Boşlukta, maddesel ortam tanecik olmadığıses boşlukta yayılmaz. Ses dalgalar halinde yayılır. Ses dalgalarısu dalgalarına benzer ve su dalgaları gibi daireselküresel dalgalar şeklinde olarak yayılırlar. Ses dalgaları da su dalgaları gibi bir noktadan başlayarak başka bir noktaya doğru hareket eder. Su dalgalarını oluşturan kaynağın yakınında su dalgaları belirgindir ve su dalgaları kaynaktan uzaklaştıkça daha az belirgin hale gelir. Ses dalgaları da su dalgaları gibi kaynağa yakın yerlerde şiddetlidir belirgindir ve kaynaktan uzaklaşıldıkça ses dalgalarının şiddeti azalır. Bunun nedeni, kaynağa yakın yerlerde ses dalgalarının enerjisinin fazla olması ve ses kaynağından uzaklaşıldıkça ses dalgalarının enerjisinin azalmasıdır. Ses dalgaları ile su dalgaları arasındakifark ise, su dalgaları görünebilir ve su dalgalarısadece suyun yüzeyinde yayılır. Ses dalgaları ise görünmez ve ses dalgaları her doğrultuda küresel olarak yayılır. Ses kaynağından çıkan ses dalgalarıkaynaktan enerji taşırlar. Bu enerji, çeşitli ortamlar tarafından iletilir. Ses enerjisi iletilirken sesin yayıldığı ortamdaki yani tanecikler yer değiştirmez yani yayılmaz. Yayılan yani yer değiştiren madde veya tanecik değil, hareket enerjisidir. Ses kaynağından çıkan ses dalgaları, yayıldığı ortamdaki maddenin taneciklerini titreştirir. Titreşen tanecik etrafındaki diğer tanecikleri titreştirir ve bu nedenle ses bir tanecikten diğerine yayılır. Ses tanecikten taneciğe yayıldığı için tanecikler arasındaki boşluk ne kadar az ise sesin yayılma hızı o kadar fazla olur. Yanisesin yayılma hızı en fazla katılara da sonra sıvısonra da gazlardadır. Fakat ses dalgaları gaz halindeki maddelerde en uzağa gider. Cisimlerin titreşmesi ile meydana gelen sesin kulağımıza kadar gelebilmesi için ses kaynağı ile kulağımız arasında katı – sıvı – gaz gibi esnek bir ortamın bulunması gerekir. NOT 1- Sesin oluşabilmesi için titreşimin belli bir değerde olması gerekir. 2- Ses dalgaları havada 340 m/s yol alır. Suda 1453 m/s hızla yol alır. Katılarda yaklaşık olarak 5000 m/s hızla yayılır. 3- Güneş’in yaydığı ışık Dünya’ya ulaştığı halde Güneş’te oluşan patlamaların sesi duyulamaz. Bunun nedenisesin yayılması için maddesel ortam gereklidir. Uzay boşluğunda maddesel ortam olmadığı için Güneş’te oluşan patlamalar duyulamaz. 4- Saat, hava dolu fanusta iken çalarsa sesi duyulabilir. Fakat havası tamamen boşaltılmış fanusta çalarsa sesi duyulamaz. Bunun nedeni, sesin boşlukta yayılamaması ve sesin yayılabilmesi için maddeye ihtiyaç duymasıdır. 5- İnsanların duyabileceği ve üretebileceğiseslerin bellifrekans değerleri vardır. Normal bir insan kulağı 20Hz ile 20000 Hz arasındakisesleri duyabilir. Frekansı 20000 Hz’in üstünde olan sese ultrasonik ses denir. SORU 1- Bir kaynağın oluşturduğu ses kulağa nasıl ulaşır? 2- Güneş’in yaydığı ışık Dünya’ya ulaştığı halde Güneş’te meydana gelen patlamaların sesi niçin duyulamaz? Sesin yayılabilmesi için maddesel ortam gereklidir. 3- Durgun suya taş atılınca ne olur? Taşın suya değdiği noktadan itibaren daireselsu dalgaları oluşur. 5- Sesin Yayılma Hızına Etki Eden Faktörler a Ortam Sıcaklığı Sıcaklık arttıkça taneciklerin titreşim hızı yani kinetik enerjisi artacağından sesin yayılma hızı artar. Sesin 0ºC de havada yayılma hızı 331m/s olduğu halde 20ºC de 344 m/sdir. Sıcaklık artıkça sesin o ortamdaki yayılma hızı da artar.09 04 2012 Ses Nasıl Yayılır? Konu Anlatımı 3/5 b Ortamın Cinsi Sesin yayıldığı ortamın cinsi, sesin farklı hızlarda yayılmasına neden olur. Sesin hızlı yayılabilmesi için tanecikler arasındaki boşluğun az ve taneciklerin düzenli olması gerekir. Sesin yayılma hızı, katı, sıvı ve gazlarda farklıdır. Ses, en yavaş gazlarda, sonra sıvılarda, en hızlı katılarda yayılır. Katı haldeki maddelerde de sesin yayılma hızıfarklıdır. NOT 1- SES DALGALARININ FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ Dalgalar genel olarak, mekanik ve elektromanyetik dalgalar olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Elektromanyetik dalgalar, yayılmak için bir ortama ihtiyaç duymazlar ve boşlukta da yayılabilirler. Mekanik dalgalar ise, enerjilerini aktarabilmek için ortam taneciklerine ihtiyaç duyarlar. Bu yüzden boşlukta örneğin uzayda yayılamazlar. Ses dalgaları da mekanik dalgalar olduklarından yayılmak için maddesel bir ortama ihtiyaç duyarlar. Ses, nesnelerin titreşiminden meydana gelen ve uygun bir ortam içerisinde hava, su vb. bir yerden başka bir yere, sıkışma compressions ve genleşmeler rarefactions şeklinde ilerleyen bir dalgadır. Dolayısıyla ses, bir basınç dalgasıdır. • 1960 tarihli bu fotoğrafta, özel bir ses merceği ve özel bir görüntüleme yöntemi kullanılarak, sol tarafta görülen kornadan çıkan ses dalgalarının görüntüsü elde edilebilmiştir. Bell Telephone Laboratory 2- FREKANS SIKLIK Bir dalganın frekansı, dalganın hava veya başka bir ortam içinden geçerken ortamdaki partiküllerin ne sıklıkta titreştiğine bağlıdır. Frekans ileri geri titreşimlerin zamana bağlı olarak ölçülmesi ile hesaplanır. Saniyedeki titreşim sayısı özel olarak Hertz birimi ile ifade edilir. 1 Hertz = 1 döngü/saniye Yüksek frekans değerleri için Hertz'in bin katı olan kilohertz’ kHz birimi kullanılır. İnsan kulağının duyabildiğisesler 20 ile 20000 Hz 20kHz arasında frekansa sahip olabilir. Eğer bir frekans 20 Hz' in altında ise bu tür titreşimlere ses altı titreşimler, frekans 20 kHz' in üzerinde ise bunlara da ses üstü titreşimler denir. 3- GENLİK AMPLİTÜD Genlik, ses dalgalarının dikey büyüklüğünün bir ölçüsüdür. Ses dalgalarını oluşturan sıkışma ve genleşmeler arasındakifark, dalgaların genliğini belirler. Ses dalgaları havada veya başka bir ortamda titreşen objeler tarafından üretilir. Örneğin titreştirilen bir gitar teli, yaptığı periyodik salınım hareketi ile hava moleküllerinin belli bir frekansta sıkışmasını ve genleşmesinisağlar. Bu şekilde teldeki enerji havaya iletilmiş olur. Enerjinin miktarı, teldeki titreşim genliğine bağlıdır. Eğer tele fazla enerji yüklenirse, tel daha büyük bir genlikle titreşir. Teldeki titreşim genliği ne kadar fazla ise ortam tanecikleriörneğin hava molekülleri tarafından taşınan enerji de o kadar fazladır. Enerji ne kadar fazla ise sesin şiddeti de o kadar büyük olacaktır. Bu ifadeler, titreşen tüm cisimler için geçerlidir. 4- DALGA BOYU Bir dalganın ardışık iki tepe veya iki çukur noktası arasındaki mesafe dalga boyunu verir. Dalga boyu λ lamda ile gösterilir. 5- TON Müzikte, diatonik doğal major gamda bir tam aralık’ olarak tanımlanan ton, belli bir frekansta ve perdede üretilen safses anlamında kullanılır. Örneğin bir ses çatalıdiyapazon titreştirildiğinde ortaya çıkan 440 Hz frekansındakiDo C’ notası, saf bir tondur. Saf tonlar doğal ortamda fazla karşılaşılmayan ve genellikle müzik aletleri veya ses üreteçleri aracılığıyla üretilen seslerdir. Yüksek frekanslıyüksek perdeden sesler tiz, düşük frekanslıdüşük perdeden sesler pes bas olarak algılanır. 6- TINI Sesin rengini’ ifade eden bir terimdir. Aynı oktavda, aynı notayıtonu aynı yoğunlukta ve aynı uzunlukta çalan bir kemanla bir flüt arasındaki temelfark, tınıfarkı’dır. Enstrümanları oluşturan bileşenlerin doğalfrekanslarındakifarklılıklar, sonuçta oluşan sesin farklı bir tınıda olmasınısağlar. Bu sayede, farklı müzik aletlerinden çıkan özdeş notaları kolaylıkla ayırt edebiliriz. Tını, sesin harmonik doğuşkan yapısına bağlı olarak değişir. 7- SESİN ŞİDDETİ Şiddet, ses dalgalarının taşıdıkları enerjiye bağlı olarak birim alan uyguladıkları kuvvettir. Birimi genellikle metrekare başına Watt’ W/m2 olarak ifade edilir. Sesin şiddeti, ses kaynağına olan uzaklığın karesi ile ters orantılıdır. 8- DESİBEL DB İnsan kulağı çok düşük ve çok yüksek şiddette sesleri duyabilme yeteneğine sahiptir. İnsan kulağının algılayabileceği en düşük ses şiddeti, eşik şiddet olarak bilinir. Kulağa zarar vermeden işitilebilen en yüksek sesin şiddeti ise, eşik şiddetinin yaklaşık 1 milyon katı kadardır. İnsan kulağının şiddet algı aralığı bu kadar geniş olduğundan, şiddet ölçümü için kullanılan ölçek de 10'un katları, yani logaritmik olarak düzenlenmiştir. Buna desibel ölçeği denir. Sıfır desibel mutlak sessizliği değil; işitilemeyecek kadar düşük ses şiddetiniortalama W/m2 gösterir. Desibel, bir oranı veya göreceli bir değeri gösterir ve bel’ biriminin 10 katıdır. Alexander Graham Bell' in anısına bel adı verilen birim, ikifarklı büyüklüğün oranının logaritması olarak tanımlanmaktadır. Yani1 bel’, birbirlerine oranları 10 olan iki büyüklüğü göstermektedir örneğin 200/20. Bu oranın çok büyük olmasından dolayı ''Desibel'' adı verilen ve oranların logaritmasının 10 katı olarak tanımlanan birim daha yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu sayılardan biri bilinen bir sayı olarak alındığından, Desibel; söz konusu bir büyüklüğün Pi referans büyüklüğe Pref oranının logaritmasının 10 katıdır dB= [Pi/Pref]. dBA ise insan kulağının en çok hassas olduğu orta ve yüksek frekansların özellikle vurgulandığı bir ses değerlendirmesi birimidir. Gürültü azaltması veya kontrolünde çok kullanılan dBA birimi, ses yüksekliğinin sübjektif değerlendirmesi ile ilişkili bir kavramdır. Eşik şiddetindekises sıfır’ desibeldir ve W/m2 değerine eşdeğerdir. 10 kat daha şiddetlises W/m2; yani 10 dB iken, 100 kat daha şiddetlises 20 dB’dir. Aşağıdaki tabloda, günlük hayatta sıklıkla karşılaştığımız bazıses kaynakları ve bunların ürettiğiseslerin desibel olarak şiddetleri karşılaştırma amacıyla 04 2012 Ses Nasıl Yayılır? Konu Anlatımı 5/5 Ses dalgaları enerjilerini 3 boyutlu ortamda taşırken, kaynaktan uzaklaştıkça ses dalgalarının şiddeti azalır. Artan uzaklıkla birlikte ses dalgalarının şiddetinin azalmasıses dalgalarındaki enerjinin daha geniş alanlara yayılmasından kaynaklanır. Ses dalgaları 2 boyutlu bir ortamda dairesel olarak yayılır. Enerji korunduğu için enerjinin yayıldığı alan arttıkça güç azalmalıdır. Şiddet ve uzaklık arasındaki ilişki ters-kare ilişkisidir. Bu yüzden kaynağa olan uzaklık 2 katına çıktığında şiddet ¼ 'üne düşer. Benzer şekilde kaynağa olan uzaklık ¼ 'üne düştüğünde şiddet 16 katına çıkar. Uzaklık arttıkça sesin şiddeti, uzaklığın karesi oranında azaltır. Aşağıdaki tabloda şiddet ve uzaklık arasındaki ilişki gösterilmiştir 9- REZONANS Frekansları aynı olan ses kaynaklarından biri titreştiğinde, diğer ses kaynağının etkiyle titreşmesine rezonans denir. 10- SES KAYDI İlk ses kaydıfonograf denen bir araçla yapılmıştır. Thomas Edison tarafından 1877'de icat edilmiştir. Zamanla bu alanda çeşitli araçlar geliştirilmiştir. Gramafon, teyp ve modern stüdyolardaki kayıt araçlarıdır. İlk ses kaydıfonografta sesler, mum silindirlere kayıt yapılıyordu. Dönen taş plaklara kaydedilir. Sesin banda kaydedilmesiyle ses kaydı gelişti. Sesli bir filmde ses, filmin kenarına kaydedilir. Müzik kasetleri, sesin kaset içinde banda kaydedilmesiyle istediğimiz zaman, kaset çalarla tekrar sese SES DALGALARI Ses dalgaların grafik gösterimi denizdeki dalgalara benzer. Ses dalgalarının da dip ve tepe seviyeleri vardır. Hangi ses dalgasının ne anlama geldiğini daha iyi öğrenelim. Önce bir ses dalgasının nasıl hareket ettiğine bakalım Bu dalganın bir yüksekliği, sıklığı ve dalga aralığı olduğunu tahmin edebiliriz. Aşağıda Ses dalgasının bilinmesi gereken özellikleri veriliyor. Ses kaynağının türüne göre dalgaların şekli de değişir. İnce ve Kalın Ses İnce ve kalın ses, ses kaynağının frekansıyla alakalıdır. İnce sesin frekansı fazla, kalın sesin frekansı azdır. Aynı sürede daha fazla dalga üreten ses kaynağının frekansı daha fazladır. Bunu resimlerle anlamaya çalışalım İki ses dalgası aynı süre içinde farklı oranda dalga üretir. Daha fazla ses dalgası üreten kaynağın frekansı daha büyüktür. Alttaki ses kaynağı üsttekinden daha ince tondadır. Kedi, aslana göre daha ince ses üretir. Dolayısıyla aslanın ses frekansı daha düşüktür. Yüksek ve Alçak Ses Sesin yüksekliği ve alçaklığı frekanstan farklı bir anlama gelmektedir. Bie kişi bağırdığında veya alçak sesle konuştuğunda frekans olarak benzer sesler çıkarır. Fakat bu seslerin genlikleri yani şiddeti farklıdır. Bunu grafikte görelim Görüldüğü gibi uçağın sesi arabanınkinden fazladır. yani uçağın sesinin genliği arabanın sesinin genliğinden fazladır. Gürültü Gürültlü bir sesle müzikal bir sesin dalgaları birbirine benzemez. Ritmik seslerin dalgaları yumuşaktır. Gürültüde ise keskin dalgalar vardır. Grafikleri inceleyelim Buradan sesin şiddetini ve frekansını ayarlayarak dinleyebilirsiniz Buradan ses dalgalarını dinleyebilirsiniz SESSİN ÖZELLİKLERİ SESİN ÖZELLİKLERİ 1-Sesin ŞiddetiSes kaynağına yapılan etkinin artması ile birlikte çıkardığı sesin şiddeti de kaynağından uzaklaştıkça sesin şiddeti şiddeti debisel dB adı verilen birimle dB arasındaki sesler normal şiddetteki seslerdir. Şiddeti 60 dB den fazla olan sesler rahatsız eder. Ses dalgası molekülleri yayılma doğrultusunda titreşirler. Bu nedenle ses dalgaları boyuna dalgalardır. 2-Sesin YüksekliğiSes kaynağının 1 sn deki titreşim sayısına sesin frekansı denir. Frekans, sesin yüksekliğinin ölçüsüdür. tanıtan özelliğine ses tınısı denir. Rezonans Ses dalgaları sert engele çarparak ışıktaki gibi yansımaya uğrar. Sesin yansıma özelliğinden yararlanarak deniz ve okyanusların derinliği ölçülebilmektedir. Kaynağın frekansı büyükse ince tiz, küçükse kalın bas ses çıkar. Titreşen telin frekansı şunlara bağlısdırTelin boyu arttıkça frekans küçülür, ses kalınlaşır. Tel kalınlaştıkça frekans küçülür, ses kalınlaşır. Telin gerginliği arttıkça frekans büyür, ses inceleşir. Telin cinsine titreşim/saniye olarak ortamda yayılma frekansı, kaynağın yayılma frekansına 20 s-1 ile 20000 s-1 frekanslı sesleri duyabilir. 3-Sesin TınıHer ses kaynağı kendine özgü ses çıkarır. Yüksek şiddetteki ses iç kulaktaki işitme sinirlerine zarar verir. Sesin şiddeti ne kadar fazlaysa zarar verme ihtimali o kadar artar. Kulağa verdiği zarar sesin şiddeti kadar maruz kalma süresi ile de Şiddeti Nasıl Ölçülür Sesin şiddet birimi desibel db’dir. Bir sesin şiddedini belirtirken birim olarak db kullanılır. İnsan kulağının duyabildiği en küçük ses 0 db olarak kabul edilir. Bu oran logaritmik olarak artar. Yani 20 db, 10 db’den 10 kat daha şiddetli, 40 db, 10 db’den 1000 kat daha şiddetlidir. İnsanın 0 ila 180 db arasındaki sesleri duyduğu kabul edilir. Bazı seslerin şiddeti şu şekilde belirtilebilir. 0db İnsanın duyabildiği en düşük ses şiddeti 60 db Normal konuşma veya daktilo sesi 90 db Kamyon sesi veya çim biçme makinası sesi 100 dbAsfalt delme makinesi 115 db Konser veya barlarda yüksek sesli müzik 140 db Jet uçağı sesi Genel olarak 85 db üzerindeki sesin kulağa zararlı olacağı kabul edilirSes sıkıştırma frekans veya zaman baz alınarak iki farklı metotla incelenebilir. Kullanılan sıkıştırma algoritmasının tipi ihtiyaç duyulan fonksiyonelliğe ve istenen çıktı kalitesine göre seçilir. Her iki yöntemde de sıkıştırma, fazlalığın atılması prensibine göre çalışır. Konu ses sıkıştırma olunca kullanılmayan kısımların atılmasıyla, hissedilemeyen kısımlar hata ya da distorsiyon olarak çok sıkıştırma tekniğinde amaç transfer edilen datanın ve saklama alanının azaltılmasıdır. Pek çok yüksek kaliteli teknik 64 kBit/saniye gibi yüksek değerlerde sıkıştırma yaparken 1’e 24 oranında sıkıştıran teknikler de vardır. Ancak sıkıştırmanın fazla olması, elde edilen datanın gerçek zamanlı olarak işlenebilmesinde ve konuşma tanımada kullanılmasını sesinin temel özellikleri Farklı ses sıkıştırma tekniklerine girmeden önce insan sesinin özellikleri hakkında biraz bilgi vermek konunun daha iyi anlaşılmasına yardımcı konuşma sinyalleri durağan olmayan sinyallerdir. Eğer bu ses segmentlere bölünürse 5-20 milisaniyelik temel elemanlardan oluştukları görülebilir. Konuşma sinyalleri sesli voiced, sessiz ya da ikisinin karışımı olabilir. Burada sesli diye bahsedilen bildiğimiz sesli harfler, sessiz diye bahsedilen de geriye kalan harflerin telâffuzudur. Sesli sinyalin enerjisi normalde sessiz sinyale göre oldukça konuşma gırtlağın, titreşen ses telleri tarafından ürettiği hava palslarıyla tahrik edilmesi sonucu oluşur. Ses telleri periyodik palslar oluşturur ve bu palsların frekanslarına Temel Frekans adı verilir. Sessiz konuşma ise gırtlaktaki bir boşluktan havanın burun bölgesine zorlanmasıyla oluşturulur. “N” gibi burunsal sesler, gırtlağın akustik kaplinlenmesiyle sürekli titreşim oluşturulur. “P” gibi darbeli sesler ise ağız boşluğundan bir anda hava bırakılmak suretiyle oluşturulur. Konuşma üreten ve kodlayan sistemler bu karakteristik modelleri göz önünde bulundurarak Sesinin Özellikleriİnsanın akciğerinden dışarı çıkartılan havanın, gırtlak yapısı ve ağız hareketleriyle basıncının değiştirilmesi yardımıyla insan sesi oluşur. İnsan vücudundan çıkan havanın basıncını kontrol edebilir. Bu sayede sesini azaltıp çoğaltırken bazı ses frekanslarını kullanarak konuşabilir, şarkı söyleyebilir, bağırabilir, bu yapısı kişiden kişiye değişiklik gösterir. Şişman bir insan ile zayıf bir insan arasında ses frekans farkı vardır. Erkek ve kadınlar arasında da fark bulunur. Bas sesin frekansı düşük, tiz seslerin ise frekansı yüksektir. Sesin Özellikleri SES*Bir denge noktasından hareket ileri-geri olabileceği gibi aşağı yukarıda olabilir.*Belirli bir hareketin belirli bir sürede tekrarlanmasına salınım denir.*Salınım hareketi yapan cismin hareketi sırasında denge noktasından olan en büyük uzaklığına salınım hareketinin genliği denir.*Salınım hareketi yapan bir cismin birim zamanda yaptığı salınım sayısına frekans için kullanılan birim Hertz dir. Kısaca Hz ile frekansı 15 Hz olan bir cisim bir saniyede 15 salınım hareketi yapıyor demektir.* Ses bir ortamda dalgalar halinde yayılır.*Ses=Titreşim*Sesin yayılabilmesi için maddesel ortama ihtiyaç vardır. örneğin uzay boşluğunda ses yayılmaz.*Ses dalgalarının genliği ne kadar büyükse ses o kadar şiddetlidir.*Cismin titreşim enerjisi ne kadar büyükse titreşimin genliği o kadar büyük olur.*Sesin şiddeti genliğiyle ilgilidir. Genliği büyük sesler daha şiddetlidir.*Uzun tel kalın tele göre daha kalın ses çıkarır. *Sesin ince ya da kalın olması sesin yüksekliği olarak ne kadar inceyse o kadar yüksek olduğu söylenir.*Sesin ince ya da kalın duyulmasına neden olan özellik ses dalgalarına ait frekanstır. Sesin frekansı ne kadar büyükse ses o kadar ince duyulur. Sesin frekansı ne kadar küçükse o kadar kalın duyulur.*Yüksek frekanslı ince seslere tiz ses düşük frekanslı kalın seslere pes ses denir.*Sesin şiddetine gürlük ya da sesin düzeyi de denir.*Sesin frekansı titreşen cismin türüne bağlıdır.*Tellerin boyları,gerginlikleri ve yapıldıkları maddelerin cinsi telden gelen sesin frekansını etkiler.*Gergin telden daha tizince ses çıkar.*Kalın telden daha pes ses yani kalın ses elde edilir.*Kısa telden daha tiz ses çıkar.*Üflemeli müzik aletlerinden elde edilen ses havanın yol aldığı kanalla ilgilidir. Kanal ne kadar uzun olursa elde edilen ses o kadar kalın olur.*Ses dalgalar halinde yayılan bir enerji türüdür.*Sesin havadaki hızı 340m/s dir. Işığın havadaki hızı ise m/s dir.*Ses en hızlı katılarda en yavaş ise gazlarda yayılır.*Sıcaklık arttıkça sesin hızı da artar. MÜZİK VE FEN Bir müzisyen piyanoyla bestesini çalarken çıkan sesi büyük bir zevkle dinleyebilirsiniz. Ancak bir usta matkapla duvarı delerken çıkan sesten aynı zevki alabilir misiniz? Piyanoyla bir müzisyen müzik üretebilir. Ancak matkaptan çıkan sesin müzik olduğu söylenemez. Müzik ve gürültüyü ayıran şey ses dalgalarının düzenliliğidir. Bir piyanist piyanonun tuşlarına basarken düzenli ses dalgaları oluşurken, matkaptan çıkan ses dalgaları düzensiz ve karmakarışıktır. İnsan kulağı bu iki ses dalgası arasındaki farkı algılar. Düzenli ses dalgaları hoş bir melodi gibi kulağımıza gelirken düzensiz ses dalgaları bizi rahatsız eder. Bizi rahatsız eden sesler genellikle gürültü olarak adlandırılır. Ses kaynaklarından çıkan ses dalgalarının genliğini ve frekansını ölçmek için osiloskoptan yararlanılır. Osiloskoba bağlı bir mikrofondan alınan ses elektrik sinyallerine dönüşür. Bu elektrik sinyalleri osiloskop ekranında ses dalgalarının görüntülenmesini sağlar. Böylece ses dalgalarının ne kadar düzenli ya da düzensiz olduğu da anlaşılabilir. Müzik aletlerinin bazıları telin titreşimiyle, bazıları havanın titreşimiyle bazıları ise deri ya da plastik yüzeyin titreşimiyle ses üretir. Telli çalgılarda farklı kalınlıklarda teller kullanılır. Akord yapılarak bu tellerin gerginlikleri değiştirilir. Telin inceliği – kalınlığı, uzunluğu – kısalığı ve gerginliği çıkardığı sesi etkiler. Genellikle bu çalgılarda her nota için bir tel bulunmaz. Müzisyen tel üzerindeki bir noktaya parmağını basarak telin uzunluğunu değiştirir ve farklı notaları çıkarabilir. Telli çalgılardan çıkan seslerin birbirinden farklı olmasında gövde yapıları da etkilidir. Gövdenin genişliği yüzeyinin yapısı ve yapıldığı malzeme çalgıdan çıkan sesi etkiler. Özellikle el yapımı kemanların her birinin ses özelliği birbirinden farklıdır. Birinin çıkardığı ses diğerlerine tıpatıp uymaz. Üflemeli çalgılarda titreşen havadır. Sanatçı bazı deliklere parmağını koyarak titreşen havanın uzunluğunu değiştirir. Böylelikle inceden kalına tüm notaları çıkarır. Klarnet de üflemeli bir çalgıdır. Ancak Klarnette bir ağızlık kullanılır. Klarnete üflendiğinde ağızlık titreşir ve bu titreşim klarnet içindeki havaya iletilir. Zurna da klarnet gibi ağızlıkla çalınan bir üflemeli çalgıdır. Borazanda herhangi bir subap ya da delik yoktur. Müzisyen nefesini kullanarak farklı notaların oluşmasını sağlar. Trombon üzerindeki hareketli kısım içinde hava bulunan borunun uzunluğunu değiştirerek farklı notaları çıkarır. Trompette havanın titreşimini kontrol eden subaplar bulunur. Borazan, trombon ve trompette ağızlık bulunmaz. Müzik aletlerinin boyutları küçüldüğünde genellikle yüksek frekanslı ses ince ses, boyutları büyüdüğünde düşük frekanslı ses kalın ses üretirler. Bunu üflemeli çalgılarda rahatlıkla görebiliriz. Davul, trampet, darbuka gibi vurmalı çalgılardan çıkan sesin özelliğini vurulan kısmın deri ya da plastik yapılması, kullanılan malzemenin gerginliği ve çalgının gövde şekli etkiler. Piyano tuşlu bir çalgıdır. Tuşlarına basıldığında yapısında bulunan çekiçli mekanizma sayesinde teller titreşir ve ses üretilir. Bu özelliğinden dolayı orkestrada vurmalı çalgılar sınıfında yer alır. Müzik aletlerinde çıkan ince seslere tiz, kalın seslere pes denir. 4. SES BİR ENERJİ TÜRÜDÜR Buradan sesin bir enerji türü olduğunu öğrenebilirsinizÇevremizde ses çıkaran sayısız varlık vardır. İnsanlar, hayvanlar, taşıtlar, müzik aletleri, şelale, rüzgâr, yağmur ses çıkaran ses çıkaran varlıklara doğal ses kaynakları denir. Ses kaynaklarının ses çıkarabilmesi için titreşim gerekir. Müzik aletlerinde bunu çok net görebiliriz. İnsanların ses çıkarması da titreşimle olur. Gırtlağımızda bulunan ses telleri akciğerlerimizde bulunan hava ile titreşerek ses çıkmasını yayılması için maddesel ortama ihtiyaç vardır. Yani boşlukta ses yayılmaz. Ses dalgalar halinde yayılır. Ses kaynağından çıkan ses maddenin taneciklerini titreştirir. Bu nedenle ses yayılır. Ses dalgasının her bir tam devrinde bir sıkışma ve bir seyrekleşme serisi vardır. Ses, tanecikten taneciğe yayılır, tanecikler ne kadar sık ise o kadar hızlıdır. Sesin yayılma hızı sırasıyla katıdan sıvıya, sıvıdan gaza azalır. Hız V = uzaklık D/ süre T biçiminde gösterilen genel hız formülü aslında teorik bir değer niteliği taşımamaktadır. Çünkü bu formülde göz önüne alınmayan dış faktörler, ses dalgalarının hızı üzerinde bir dizi etkiler yaratır. Örneğin rüzgar sesi uzaklara taşır, gece ve gündüzün sıcaklık farkları ses dalgalarını etkiler. Ses dalgaları katılarda yaklaşık olarak 5000 m/s hızla yayılır. Suda 1453 m/s hızla yol alır. Havada 340 m/s yol kaynaklar iki’ye ayrılır bunlar doğal ses kaynakları ve yapay ses kaynaklarıdır. Ses bir enerji türümüdür? 5. HANGİ SES DAHA ŞİDDETLİ Hafif sesler kulağa az şiddette kuvetli sesler ise yüksek şiddette birimi desibel'dir dB. Desibel insan kulağının işitebildiği en küçük ses sesi 30 dBKonuşma sesi 40-60 dBBağırma sesi 80-90 dBUçağın kalkışı 120-140 dBTüfek patlaması yakın Mesafe 130 dBFrekans ise saniyede geçen titreşim sayısıdır ve birimi hertz’dir Hz. İnsan kulağı Hz arasındaki sesleri duyar. Bu sınırın altındaki seslere infrasonik, üstündeki seslere de ultrasonik sesler denir. Konuşma sesi aralığı da 500-2000 hz arasında değişir. Uluslararası standartlara göre, işitme sistemine zarar veren gürültü düzeyi Mhz ve 85 dB sessiz bir ortamda 1,5 metreden günlük konuşmaları anlamakta güçlük çekmeye başladığı sınır gürültü düzeyi olarak kabul edilebilir. Bu sınır 500, 1000 ve 2000 Hz frekanslarda ortalama 25 dB değerine karşılık Sağlık Üzerine Etkileri1. İşitme duyusu ve yollarında zararlara yol Gürültünün kişilerde huzursuzluk, uykusuzluk, sinirlilik, konsantrasyon bozukluğu gibi etkileri Çalışma etkinliğini azaltır, düşünmeyi engelleyebilir. Bellekle ilgili çalışmalar, sözcük öğrenme amacıyla yapılan çalışmalar gürültüden etkilenmektedir. Öğrenme yaşantılarının olumsuz etkilenmesi özellikle okullarda belirgindir. Gürültü bölgelere yakın olan okullarda öğrenme etkinliğini azaltıcı etki yapmaktadır. Okuma, anlama, öğrenme düzeyini azalttığından okul sağlığı açısından da önemli Karakter değişikliklerine neden olabilir. Eğilimi olanlarda sorunların ve bunaltıların ağırlaşmasına yol açar. Çabuk sinirlenme ve kızgınlığa yol Aralıklı ve ani gürültü kişide ani adrenalin deşarjı yaratarak kalp atış oranını, solunum sayısını, kan basıncını arttırmakta, dikkat azalması, uyku düzeninde bozulmalara neden olabilmektedir. Ani gürültüde kalp hızı artmakta, gözbebeklerinde dilatasyon etkilenmenin boyutu, gürültüye maruz kalma süresi, gürültünün frekansı, şiddeti, kesikli ya da sabit olması ve kişisel özelliklere bağlıdır. Başlangıçtaki etki işitme yorgunluğu olarak tanımlanmaktadır. Sesin şiddeti ve yoğunluğu arttıkça işitme yorgunluğu da artar. 140 dB şiddetinde bir darbe gürültüsü ani ve geri dönüşü olmayan işitme yitimine yol açabilir. Buna akustik travma denir. SES İNCE, HANGİ SES KALIN Sesin Yüksekliği Kalın–İnce Sesler İnce sesi kalın sesten ayıran özelliğe sesin yüksekliği veya ses perdesi denir. Ses kaynağının 1 saniyede ürettiği dalga sayısına veya ses kaynağının 1 sn’deki titreşim sayısına frekans denir. Sesin yüksekliği, ses kaynağının titreşim hızına yani frekansına bağlıdır ve doğru orantılıdır. • Ses kaynaklarının frekansı yani titreşim hızı arttığı zaman sesin yüksekliği artar ve ses ince tiz çıkar. Frekansı yani yüksekliği fazla olan sese ince ses denir. • Ses kaynaklarının frekansı yani titreşim hızı azaldığı zaman sesin yüksekliği azalır ve ses kalın pes çıkar. Frekansı yani yüksekliği az olan sese kalın ses denir. Frekans birimi hertz Hz dir ve frekans, dalga boyu ile ters orantılıdır. Dalga boyu arttıkça frekans azalır, dalga boyu azaldıkça frekans artar. Çevrede bulunan ses kaynaklarının ürettiği ses dalgalarının yüksekliği yani incelik ya da kalınlığı, sesin frekansına bakılarak belirlenir. Saniyede 300 kez titreşen telin çıkardığı ses, 200 kez titreşen telin çıkardığı sesten daha incedir. DALGALARININ KULAĞIMIZDAKİ YOLU İşitme organımız üç kısımdan oluşur dış kulak, orta kulak ve iç kulak. Dış kulak havadan aldığı titreşimleri orta kulağa geçirir. Orta kulak dış kulağın arkasındadır. Buradaki küçük kemikçikler titreşimleri iç kulağa geçirir. Asıl duyu hücreleri iç kulaktadır, insanın denge organı da orta kulakta bulunur. Bu organ üç küçük kanaldan ve sıvıyla dolu iki boşluktan oluşur. Organın duyu hücrelerin baş hareketindeki değişikliklere ve yer çekimine karşı duyarlıdır. İnsan kulağının iki önemli işlevi vardır. İlk olarak bu organ, ses titreşimlerinin algılandığı yerdir; ikinci olarak da beden dengesinin korunması ve denge duyusu açısından büyük bir önem taşır. İşitme, titreşimlerin algılanmasının sonucudur. Bazı titreşimler işitilemez. Duyduğumuz titreşimlere ses deriz. Bir nesne titrediği zaman titreşimi çevreye havaya geçer. Bu ses dalgası dış kulağa girer. Titreşimler kafatası kemikleri aracılığıyla da alınabilir. Ancak genellikle kemiklerin iletkenliği havanınkinden daha zayıftır. Bu, bir diyapazon iki kollu çelik ses ölçüsü ile sınanabilir. Diyapazon kulağın önünde tutulduğu zaman titreşimler, kafatası üzerine konduğu zaman duyulduğundan daha net bir biçimde duyulur. Bir ses dalgasının gücü amplitüt duyulan sesin gücünü yüksekliğini belirler; saniye başına dalga sayısı frekans ise ses perdesini belirler. Sesin yüksekliği desibel dB olarak ve perdesi hertz Hz olarak ifade Hz, ses kaynağının ileriye ve geriye doğru saniyede 100 kez titreştiğini gösterir. dB olarak ifade edilen ses gücü, kendi başına duyulan sesin yüksekliği hakkında çok az şey ifade eder. 1000 Hz'lik bir perdede 60 dB oldukça yüksek bir ses olduğu halde, 100 Hz'lik bir perdede 60 dB hemen hemen duyulamayacak kadar alçak bir sesi gösterir. Genel olarak, 18 ve 30 yaş arasında insanlar 16 ve Hz arası frekansları işitebilirler. Çocuklar ise Hz'e kadar yükselen perdeleri algılayabilirler. Yaşlanma ile bu algılama düzeyi yavaş yavaş düşer. Birçok hayvan insanların işittiğinden daha yüksek frekansları işitebilirler. Yalnız omurgalı hayvanlar ve insanlar perdeleri birbirinden ayırt edebilirler. Herkes çok yüksek ses işitmenin hoş olmayabileceğini bilir. Ses yüksekliğinin dayanılmaz olduğu noktaya acı eşiği denir ve 130 dB gücündedir. Bu, aşağı yukarı kalkış yapan bir jet uçağının çıkardığı sese tekabül eder. Bir roket fırlatılmasının çıkardığı, 180 dB gücündeki ses yoğunluğu ölümcüldür; çünkü bu korkunç basıncın etkisiyle kan damarları, hücre duvarları ve kulak zarları sesin niteliği yüksekliği kadar tedirgin edici olabilir. Örneğin akan bir musluk sesi insanı çıldırtabilir. Yoğun trafik olan bir sokakta oturan insanlar sürekli olarak arabaların durma ve çalışma seslerini işitmekten çok rahatsız olurlar. Sonunda, bir komşuda çalan radyo, alçaktan uçan uçaklar ve fabrikaların uğultusu gibi tedirgin edici gürültüler gerginliğe yol açabilir ya da zaten var olan fiziksel bozuklukları şiddetlendirebilir. Kulak kepçesi, işitme kanalı ve kulak zarının dış tabakası dış kulağı oluşturur. Kulak kepçesi, insanın sesin geldiği yönü ve yüksek perdeleri ayırt etmesini sağladığı için önemlidir. Hayvanlar genellikle sesin geldiği yönü insanlardan daha iyi ses dalgalarını kulak zarına yöneltmek olan kulak kepçesi esas olarak kıkırdaktan oluşur. Yapısı, özellikle dalga boyu kısa olan seslerin algılanmasında önemli bir rol oynar. Başımızı hafifçe çevirdiğimizde değişik yönlerden gelen farklı sesleri daha güçlü olarak algılayabiliriz. Sesin yönü ve uzaklığı hakkında izlenimler edinmek tek kulağımızla bile ve köpek gibi bazı hayvanların geniş, hareket edebilen kulak kepçeleri vardır ve bu hayvanlar kulaklarını gerçekten de oynatarak kullanırlar. İşitme kanalının girişinde küçük kıllar vardır. Kulak kiri kanalın iç kısmını bakterilere ve kire karşı korur. Kulak kepçesinin aldığı ses dalgaları dış işitme kanalı aracılığıyla orta kulağa geçirilir. Bunun bir sonucu olarak, kulak zarı titreşir ve bu titreşimler birbirine bağlı olan ve orta kulakta bulunan üç küçük kemiğe geçirilir. Ancak kulak zarının her iki yanındaki basınç birbirine eşit olduğu zaman bu iletim en iyi şekilde kulağın esas işlevi sesi, niteliğini bozmadan iç kulağa iletmektir. Orta kulakla iç kulak arasında sınır oluşturan kulak zarı bağ dokusundan oluşur. Dış kısmı deri, orta kulağa bakan kısmı ise mukoza ile kaplıdır. Sesler kulak zarına çarptığında kulak zarı titreşir ve bu titreşimler birbirine bağlı olan ve orta kulakta bulunan üç küçük kemiğe geçirilir. Ancak kulak zarının her iki yanındaki basınç birbirine eşit olduğu zaman bu iletim en iyi şekilde sağlanır. Burun-boğaz boşluğu ile orta kulak arasında açık bir bağ oluşturan östaki borusu bu basınç dengesini gerçekleştirir. Östaki borusunun yutakla burun- boğaz boşluğuyla birleşen kısmı normal olarak kapalıdır. Yutkunma sırasında burası açılarak havanın geçmesini sağlar. Uçakta seyahat ederken ya da denizden yüksekliği fazla olan yerlerde kulak zarının iki tarafındaki basınç farklı olacağından yutkunmak insanı rahatlatır. Ayrıca esnemek, bir şey çiğnemek de bu işlevi görür. Bunun da nedeni, östaki borusundan geçen havanın basınç eşitliği kulak kemiğine çekiç denir. Bu kemik kulak zarına bağlıdır ve örs kemiğine dayanır. Örs kemiği ise üçüncü kulak kemiğine, yani özengi kemiğine bağlıdır. Özengi kemiğinin alt kısmı iç kulağın oval pencere denen aralığına tam olarak oturur. Özengi kemiğinin oynayabilen alt kısmı ses titreşimlerini kokleadaki sıvıya çekiç ve özengi kemiklerini içeren boşluk ve yarım ay biçimindeki üç kemik ile birlikte koklea iç kulağı oluşturur. Sıvı aracılığıyla iletilen titreşimler kokleadaki asıl duyu hücreleri tarafından algılanır. Kokleanın kendisi iki buçuk kere kıvrılmış bir salyangoz kabuğunu koklea = salyangoz içini zarsı, esnek bir kısım boydan boya ikiye ayırır. Böylece birbiri üstünde iki kanal oluşmuş olur. Üst kanala vestibül skalası alt kanala timpani skalası denir. Kokleanın üst kısmına doğru zar üstünde bölmeler olmadığı için iki kanalın arası açık kalır. Sıvı, zarın diğer tarafında serbestçe akabilir, geri döner ve yuvarlak pencereden dışarı çıkar. Asıl duyu hücrelerini içeren Korti organı bu zarsı kısım üzerindedir. Burada mekanik enerji sinirsel dürtülere dönüşür. Duyu hücrelerine bulunan küçücük kılların üzeri saydam bir zar ile örtülüdür. Bu küçücük kıllar titreşince bu saydam zara dokunurlar ve duyu hücrelerinde bulunan sinir uçlarını uyarırlar. Titreşim ve ses oluşumu ilişkisi Titreşen bir nesnenin başlattığı titreşimler dizisine ses denir. Sesin oluşabilmesi için titreşim hareketi gereklidir. Titreşim bir nesnenin ileri geri hareketidir. Titreşim yapan ses kaynakları havayı titreştirir. Titreşen hava yayılarak kulağımıza gelir ve bir etki oluşturur. Böylece ses işitilir. Konuşurken elimizi boğazımıza dokundurduğumuzda gırtlağımızda bir titreşim meydana geldiğini hissederiz. Gırtlağımızda ses telleri adı verilen iki tane kas şeridi vardır. Konuşurken gırtlağımızdaki bu ses telleri hızla titreşir ve sesi meydana getirir. Ses telleri ne kadar hızlı titreşirse ses o kadar yüksek çıkar. Kadınların ses telleri kısa ve ince, erkeklerin ses telleri ise uzun ve kalındır. Bu yüzden kadınların ve erkeklerin sesleri birbirinden farklıdır. Saz, gitar, keman, mandolin ve davul gibi birçok müzik aletinde titreşim hareketi görülebilir. Ancak flüt, kaval, ney gibi birçok müzik aletinde titreşim hareketi görülmez. Saz, gitar, mandolin, keman gibi müzik aletlerinde titreşen teller ses çıkarır. Klarnet gibi bazı üflemeli müzik aletlerinin ağız kısmında ağaçtan yapılmış ince bir parça bulunur. Müzik aletine üflendiğinde bu parça aletin içindeki havayı titreştirerek ses çıkarır. Flüt, kaval, ney gibi üflemeli çalgılarda, klarnette olduğu gibi ağaçtan yapılmış bir parça yoktur. Bu çalgılara üflendiğinde aletin içindeki hava titreşerek ses çıkarır. Davul gibi vurmalı müzik aletlerinde deri bulunmaktadır. Deriye Vurulduğunda titreşerek ses çıkarır. Radyonun ya da televizyonun sesini işitebiliriz. Ancak çıkardıkları ses dalgalarını göremeyiz. Bu gibi aletlerin çıkardıkları sesleri etkilerinden anlayabiliriz. Örneğin, çalmakta olan bir radyoya şişirilmiş bir lastik balon dokundurduğumuzda, balonun titreştiğini görürüz. Balonun titreşmesi sesin bir enerjiye sahip olduğunu gösterir. Bazı opera sanatçıları çıkardıkları sesle bir bardağı kırabilir. Bir tür balina ispermeçet balinası ise çıkardığı sesle avını sersemletebilir, hatta öldürebilir. Ses ve İşitme Ses kaynaklarından çıkan ses, havada yayılarak kulağımıza kadar gelir ve kulak zarını titreştirir. Kulak zarındaki titreşimler kulağın iç kısımlarına iletilir. Bu titreşimler belirli bir ileti taşır. Bu iletiler beyne ulaştığında ses işitilmiş olur. Bir canlının kulağının büyük olması o canlının daha iyi duyabileceği anlamına gelmez. Fillerin kulakları insanlarınkinden çok büyük olmasına rağmen, ancak insanların işitebileceği sesleri işitirler. Fillerin kulaklarının büyük olması üzerlerine konan böcekleri uzaklaştırmalarına ve serinlemelerine yardımcı olur. Ses, havada yayılırken havayı oluşturan moleküllerin titreşmesine neden olur. Titreşen moleküller çevresindeki diğer moleküllere enerji aktarır. Ancak ses kaynağından uzaklaştıkça enerji aktarımında azalma meydana gelir. Bulunduğumuz odada çalışmakta olan televizyondan çıkan ses çok az enerji kaybederek kulağımıza gelir. Böylece televizyonun sesini kolayca duyabiliriz. Ancak televizyondan uzaklaştıkça sesini duymakta zorluk çekeriz. Bunun sebebi kaynaktan uzaklaştıkça sesin enerji kaybetmesidir. Aynı ses kaynağının ürettiği sesin farklı uzaklıklardan farklı şekilde duyulmasını sağlayan özelliğe sesin şiddeti denir. Kolumuz aşağıda iken kol saatimizin sesini işitemeyiz. Kol saatimizden çıkan sesler saatten çıktıktan sonra her yöne yayılarak enerjisini kaybeder. Çok az bir kısmı kulağımıza ulaşır. Kol saatimizi kulağımıza dayadığımızda saatten çıkan ses çok az enerji kaybederek kulağımıza ulaşır. Böylece kol saatimizin sesini işitebiliriz. Bir dosya kağıdını rulo yapıp bir ucunu kol saatinin üzerine, diğer ucunu kulağımıza dayarsak saatin sesini işitebiliriz. Ancak kağıt rulo çok uzun olursa saatin sesini işitemeyiz. Bunun sebebi sesin yol aldıkça enerjisini kaybetmesidir. Bazı hayvanlar insanların duyamadıkları sesleri duyar ve insanların çıkaramadıkları sesleri çıkarır. Yarasaların gözleri iyi göremez ancak kulakları çok iyi duyar. Yarasaların çıkardıkları sesler, çevredeki canlı ve cansız varlıklara çarparak geri döner. Böylece yarasalar varlıkların büyüklüklerini ve yerlerini algılar. Dolayısıyla yarasalar işitme duyulan sayesinde engellere çarpmadan uçabilir ve avlanabilir. İnsan kulağı yarasaların çıkardığı bazı sesleri duyamaz. Yunuslar yiyeceklerini ararken suda ses çıkarırlar. Bu sesler balık ya da balık sürüsüne çarparak geri döner. Böylece balıkların yerini öğrenen yunuslar avlanır. Yunuslar iyi göremez, koklama organları körelmiştir. Ancak işitme duyuları çok gelişmiştir. Yunuslar da yarasalar gibi insanların duyamayacağı bazı sesler çıkararak aralarında iletişim kurarlar. Kümes hayvanları, atlar ve köpekler insan kulağının duyamadığı bazı sesleri işitebilir. Örneğin; 1999 Marmara ve Düzce depremlerinde olduğu gibi şiddetli depremlerde oluşan sesleri insan kulağı işitebilir. Hafif şiddetteki depremlerde oluşan sesleri insan kulağı işitemezken bu hayvanlar işitebilir. İnsan kulağının işitemediği titreşimlerden günlük yaşamda pek çok alanda yararlanılır. Petrol arama, yer kabuğunu inceleme, tıp, endüstri ve haberleşme bu alanlardan bazılarıdır. Doktorlar insan vücudunu dinlemek için stetoskop kullanarak kalp ve akciğer hastalıklarını teşhis ederler. VE SES YÜKSEKLİĞİ Ses Dalgaları —►Kulak kepçesi —► Kulak yolu —► Kulak zarı —► Çekiç, örs, üzengi —►Oval pencere —► Dalız —►Saylangozsıvı —►Korti organı —►İşitme Duyu Hücreleri —►İşitme Duyu Sinirleri Hücreleri —► Beyinin İşitme Duyu Merkezi —► İşitme Olayı Ses ilk olarak kulak kepçesi ile toplanarak ak kulak yoluna, en son beyne gelerek işitme gerçekleşir Sesin Yüksekliği sesin ince veya kalın olmasını ayırt etmeyi sağlayan özelliktir. Sesin yüksekliği, ses kaynağının titreşim hızına frekansına bağlıdır. FREKANS bir saniyedeki titreşim sayısıdır ve frekans arttıkça ses incelir,frekans azaldıkça ses kalınlaşır. Kulak 20 ile 2000 frekans aralığındaki sesleri duyabilir. 20 frekans altındaki sesleri duyamayız ve bu seslere enforsonik ses altı sesler denir. 20000 frekans üzerindeki sesleri de duyamayız. Bu seslere de ultrasonik ses üstü sesler denir. Ayrıca sesi oluşturan bir cismin titreşim frekansı cismin boyuna, cinsine, kalınlığına ve gerginliğine bağlıdır. Kısa, ince ve gergin tel ince ses, kalın,,uzun, ve gevşek teller kalın ses çıkartır. SEVİYELERİ VE MEKANLAR SES SEVİYESİ dB BİLİNEN SESLER 0 dB Insan kulaginin duyabilecegi en düsük ses 30 dB Fisilti, sessiz konusma 50 dB Yagmur düsüsü, sessiz ofis, Buzdolabi, Havalandirma 60 dB Bulasik makinasi, Dikis makinasi, normal bir konusma. 70 dB Yogun trafik, elektrikli süpürge, saç kurutma makinasi 80 dB Çalar saat, Metro ;fabrika gürültüsü 90 dB Tras makinasi, Kamyon trafigi, Çim biçme makinasi 100 dB Kar araci, çöp kamyonu, müzik seti 110 dB Rock konseri,elektrikli Testere 120 dB Uçagin havalanisi, gece klübü 130 dB Delici çekiç 140 dB Av tüfegi, Hava hücum uyari sistemi 180 dB Roket firlaticisi Desibeller Kulagimi Etkilemeden Ne Kadar Yüksek Olabilir? Uzmanlar 85 desibel üzerindeki sese sürekli maruz kalmanin tehlikeli olabileceginde anlasmislardir. Duydugum Sesin Süresinin, Isitmemi Etkileme Tehlikesi Ile Bir Ilgisi Var Midir? Kesinlikle vardir. Yükses siddette sese ne kadar uzun süre maruz kalirsaniz, isitmenizde o kadar fazla hasar olusur. Ayni zamanda ses kaynagina ne kadar yakin olursaniz o kadar fazla etkilenirsiniz. Her silah sesi, yakindaki kisilerin isitmesinde hasar meydana getirebilir. Uzun namlulu silahlar ve top daha siddetli ses çikardiklari en kötüleridir. Fakat oyuncak silahlar bile sayet yakinsaniz isitmenizde hasar meydana getirebilirler. Son zamanlarda gençlerde yapilan arastirmalar önemli ölçüde alarm vermektedir. Çok gürültülü diskolar ve kulakliklarla yüksek sesli müzik dinlemek bunun sorumlusu olabilir. Gürültü, Isitmemin Disinda Daha Fazla Bir Zarar Verebilir Mi? Gürültüye maruz kalindiktan sonra ortaya çikan kulak çinlamasi çogunlukla kalicidir. Bazi kisilerin, yüksek ses karsisinda endise ve hassasiyeti artabilir, nabiz ve kan basincinda artis olabilir veya mide asit salgisinda artis görülebilir. "Yüksek gürültü" ayrica is ortaminda dikkati dagitarak verimi düsürebilir. Isitme Koruyucular Kullanmali Miyim? Sayet çok gürültülü bir ortamda çalisiyorsaniz, isitme koruyuculari kullanmalisiniz. Ayrica çok gürültülü bir alet veya silah kullanirken de kullanmalisiniz. Isyerinde günde sekiz saatten fazla 85dB veya yukarisinda gürültüye izin verilmemelidir. Çalistiginiz yerde ortalama ses siddeti sekiz saat süre ile 90 dB'den yüksek ise isitme koruyuculari kullanmalisiniz. Isitme Koruyuculari Nelerdir ve Ne Kadar Etkilidirler? Bu koruyucular zara ulasan sesin siddetini azaltmaya yararlar. Iki türde karsimiza çikarlar kulak tikaçlari ve kulakliklar. Kulak tikaçlari dis kulak yoluna takilan ve sesin siddetini önleyen tikaçlardir. Bunlarin etkili olabilmesi için kulak yolunu tam tikamalari gerekir. Çesitli boyutlarda satilmaktadirlar. Kullanirken temiz olmalarina ve dis kulak yolunu tahris etmemelerine titizlik gösterilmelidir. Kulakliklar bütün kulagi kaparlar ve bir bant ile iki kulaklik birbirine baglidir. Etkili olmasi için kulak kepçesini sikica kapatmasi gerekir. Tam uygulanan kulak tikaçlari ve kulakliklar sesin siddetini 15 ile 30dB kadar azaltirlar. Ikisi birbirine esit etkili olsa da kulak tikaçlari düsük frekanslarda daha fazla, kulakliklar yüksek frekanslarda daha fazla etkilidirler. Beraber kullanildiklarinda ek olarak 10-15dB daha fazla koruma saglarlar. Gürültü 105dB'den yüksekse beraber kullanimlari önerilir. Niçin Kulaklarimi Sadece Pamuk Ile Kapatamam? Kulak kanalina sokulan basit pamuk ve kagitlar sesi çok etkili önleyemezler sadece 7dB kadar siddeti azaltirlar. Isitme Koruyucularinin Genel Problemleri Nelerdir? Bu tür isitme koruyucu kullanan isçilerin faydalanmalari gereken koruyuculugun yarisindan daha azi ile korunduklari bulunmustur. Bunun sebebi koruyucularin uygun ve sürekli kullanilmamalaridir. Sekiz saat devamli kullanildiginda 30dB koruma getiren koruyucular mesela sadece bir saat takilmazlarsa koruyuculuklari 9dB'e düsmektedir. Koruyucular yipranmis veya yirtilmissa kisiler yaklasik 1000 kat daha fazla ses enerjisine maruz kalmaktadirlar. Bunlara ek olarak, gürültüye maruz kalma, birikim yapar. Evde veya oyunda karsilasilan gürültü de günlük limite eklenmelidir. Isyerinde maksimum günlük doza ulasilmissa sonradan gürültülü bir ortamda bulunmak veya yüksek sesli müzik dinlemek güvenlik limitini geçmeye sebep olur. Isitme Koruyucular Kullanirken Diger Insanlari veya Makinelerin Sesini Isitebilir Miyim? Günes gözlükleri nasil görüsü daha kolaylastirirsa, isitme koruyucular da etraftaki gürültüye ragmen konusmalarin daha net anlasilmasina yardimci olurlar. Gürültü olmayan bir ortamda bile isitme koruyucu kullanan kisiler normal bir konusmayi duyabilirler. Isitme kaybi ve dil problemi olan kisilerde, isitme koruyucular önemli etki yaratmazlar ki zaten bu kisiler isitmelerinin daha fazla bozulmamasi için koruyucu kullanmalidirlar. Bazen "isitme koruyucu kullanan isçilerin makinenin bozuk ses çikardigini duymadiklari" iddia edilir. MEKANLAR VE NOTA Ses Titreşimdir Titreşen bir nesnenin başlattığı titreşimler dizisine ses denir. Sesin oluşabilmesi için titreşim hareketi gereklidir. Titreşim bir nesnenin ileri geri hareketidir. Titreşim yapan ses kaynakları havayı titreştirir. Titreşen hava yayılarak kulağımıza gelir ve bir etki oluşturur. Böylece ses işitilir. Konuşurken elimizi boğazımıza dokundurduğumuzda gırtlağımızda bir titreşim meydana geldiğini hissederiz. Gırtlağımızda ses telleri adı verilen iki tane kas şeridi vardır. Konuşurken gırtlağımızdaki bu ses telleri hızla titreşir ve sesi meydana getirir. Ses telleri ne kadar hızlı titreşirse ses o kadar yüksek çıkar. Kadınların ses telleri kısa ve ince, erkeklerin ses telleri ise uzun ve kalındır. Bu yüzden kadınların ve erkeklerin sesleri birbirinden farklıdır. Saz, gitar, keman, mandolin ve davul gibi birçok müzik aletinde titreşim hareketi görülebilir. Ancak flüt, kaval, ney gibi birçok müzik aletinde titreşim hareketi görülmez. Saz, gitar, mandolin, keman gibi müzik aletlerinde titreşen teller ses çıkarır. Klarnet gibi bazı üflemeli müzik aletlerinin ağız kısmında ağaçtan yapılmış ince bir parça bulunur. Müzik aletine üflendiğinde bu parça aletin içindeki havayı titreştirerek ses çıkarır. Flüt, kaval, ney gibi üflemeli çalgılarda, klarnette olduğu gibi ağaçtan yapılmış bir parça yoktur. Bu çalgılara üflendiğinde aletin içindeki hava titreşerek ses çıkarır. Davul gibi vurmalı müzik aletlerinde deri bulunmaktadır. Deriye Vurulduğunda titreşerek ses çıkarır. Radyonun ya da televizyonun sesini işitebiliriz. Ancak çıkardıkları ses dalgalarını göremeyiz. Bu gibi aletlerin çıkardıkları sesleri etkilerinden anlayabiliriz. Örneğin, çalmakta olan bir radyoya şişirilmiş bir lastik balon dokundurduğumuzda, balonun titreştiğini görürüz. Balonun titreşmesi sesin bir enerjiye sahip olduğunu gösterir. Bazı opera sanatçıları çıkardıkları sesle bir bardağı kırabilir. Bir tür balina ispermeçet balinası ise çıkardığı sesle avını sersemletebilir, hatta öldürebilir. Ses ve İşitme Ses kaynaklarından çıkan ses, havada yayılarak kulağımıza kadar gelir ve kulak zarını titreştirir. Kulak zarındaki titreşimler kulağın iç kısımlarına iletilir. Bu titreşimler belirli bir ileti taşır. Bu iletiler beyne ulaştığında ses işitilmiş olur. Bir canlının kulağının büyük olması o canlının daha iyi duyabileceği anlamına gelmez. Fillerin kulakları insanlarınkinden çok büyük olmasına rağmen, ancak insanların işitebileceği sesleri işitirler. Fillerin kulaklarının büyük olması üzerlerine konan böcekleri uzaklaştırmalarına ve serinlemelerine yardımcı olur. Ses, havada yayılırken havayı oluşturan moleküllerin titreşmesine neden olur. Titreşen moleküller çevresindeki diğer moleküllere enerji aktarır. Ancak ses kaynağından uzaklaştıkça enerji aktarımında azalma meydana gelir. Bulunduğumuz odada çalışmakta olan televizyondan çıkan ses çok az enerji kaybederek kulağımıza gelir. Böylece televizyonun sesini kolayca duyabiliriz. Ancak televizyondan uzaklaştıkça sesini duymakta zorluk çekeriz. Bunun sebebi kaynaktan uzaklaştıkça sesin enerji kaybetmesidir. Aynı ses kaynağının ürettiği sesin farklı uzaklıklardan farklı şekilde duyulmasını sağlayan özelliğe sesin şiddeti denir. Kolumuz aşağıda iken kol saatimizin sesini işitemeyiz. Kol saatimizden çıkan sesler saatten çıktıktan sonra her yöne yayılarak enerjisini kaybeder. Çok az bir kısmı kulağımıza ulaşır. Kol saatimizi kulağımıza dayadığımızda saatten çıkan ses çok az enerji kaybederek kulağımıza ulaşır. Böylece kol saatimizin sesini işitebiliriz. Bir dosya kağıdını rulo yapıp bir ucunu kol saatinin üzerine, diğer ucunu kulağımıza dayarsak saatin sesini işitebiliriz. Ancak kağıt rulo çok uzun olursa saatin sesini işitemeyiz. Bunun sebebi sesin yol aldıkça enerjisini kaybetmesidir. Bazı hayvanlar insanların duyamadıkları sesleri duyar ve insanların çıkaramadıkları sesleri çıkarır. Yarasaların gözleri iyi göremez ancak kulakları çok iyi duyar. Yarasaların çıkardıkları sesler, çevredeki canlı ve cansız varlıklara çarparak geri döner. Böylece yarasalar varlıkların büyüklüklerini ve yerlerini algılar. Dolayısıyla yarasalar işitme duyulan sayesinde engellere çarpmadan uçabilir ve avlanabilir. İnsan kulağı yarasaların çıkardığı bazı sesleri duyamaz. Yunuslar yiyeceklerini ararken suda ses çıkarırlar. Bu sesler balık ya da balık sürüsüne çarparak geri döner. Böylece balıkların yerini öğrenen yunuslar avlanır. Yunuslar iyi göremez, koklama organları körelmiştir. Ancak işitme duyuları çok gelişmiştir. Yunuslar da yarasalar gibi insanların duyamayacağı bazı sesler çıkararak aralarında iletişim kurarlar. Kümes hayvanları, atlar ve köpekler insan kulağının duyamadığı bazı sesleri işitebilir. Örneğin; 1999 Marmara ve Düzce depremlerinde olduğu gibi şiddetli depremlerde oluşan sesleri insan kulağı işitebilir. Hafif şiddetteki depremlerde oluşan sesleri insan kulağı işitemezken bu hayvanlar işitebilir. İnsan kulağının işitemediği titreşimlerden günlük yaşamda pek çok alanda yararlanılır. Petrol arama, yer kabuğunu inceleme, tıp, endüstri ve haberleşme bu alanlardan bazılarıdır. Doktorlar insan vücudunu dinlemek için stetoskop kullanarak kalp ve akciğer hastalıklarını teşhis ederler. NOTA DERSİ Nota Seslerin tonlarına göre sınıfsal tanım şeklidirve yedi tane nota vardır. La-Si-Do-Re-Mi-Fa-Sol Porte ve İlave Çizgisi Beş paralel düz çizgi ve dört eşit aralıktan oluşan notaları yazmaya yarayan şekildir. Portenin dışına taşan yani birinci çizgiden önce veya beşinci çizgiden sonra yazılması gereken notaları yazmak için çizilen çizgilerdir. Anahtar Dizekte başladığı çizgideki notaya adını veren, notaların okunmasını ve isimlendirilmesini sağlayan işaretlere Anahtar dizeğin baş tarafına konur. Müzikte 3 temel anahtar vardır. Do,Sol,Fa Bu anahtarları Dizekte değişik yerlerde kullanarak toplam 7 anahtar elde edilir. Sol anahtarı Fa anahtarı Do anahtarı TEKRAR İŞARETİ Bir müzik parçasında en az iki veya daha çok ölçüleri yinelemek için kullandığımız işarete Tekrar işareti denir. Röpriz Genellikle başa dönüleceğini veya 2. defa görüldüğü yerden 1. defa görüldüğü yere dönüleceğini anlatır. Senyö Bir müzik eserinde 2. defa konulduğu yerden, birinci defa konulduğu yere dönüleceğini ve son yazılan yerde bitirileceğini belirtir. Ölçü tekrar işareti Bir ölçüdeki notalar tekrar edileceği zaman kullanılır. Genel Müzik Bilgisi Solfej notaları melodileriyle ise notaları sadece ritmik değerleriyle Öğrenirken iki temel bilgi ritim değeri ve nota ardına eşit aralıklı,düzenlerle sıralanan vuruşlara ritim denir. Basit Ritimler 2/4 , 3/4 , 4/4 C şeklinde gösterilirler..Bileşik Ritimler Basit Ritmlerin birbirine eklenmesiyle olarak 5/8 , 6/8 , 7/8 , 8/8 , 9/8 Müzik , “İnsanların kelimeler ile anlatamadığı duygu, düşünce ve hislerini melodik seslerle anlatma sanatıdır”. Müziğin diğer bir tanımı ise “insanların kendi yapılarına uygun, yaşadğı ortama göre sesleri kullanma sanatıdır” Bir cismin titreşiminden meydana gelen dalgaların hava yolu ile kulağımıza ulaşmasına DUYULMASI İşitme İnsanlarda işitmeyi ve duymayı sağlayan organı kulaktır. Dış kulağa iletilen ses, orta kulağa intikal eder. Orta kulaktan ise iç kulağa geçerek sinirler aracılığı ile beyine ulaşır. Böylece ses beyinde canlandırılmış diğer bir deyişle duyulmuş HIZI Sesin herhangi bir cisim veya maddeden çıktığı andan itibaren bulunduğu ortama göre belirli bir ulaşma hızı vardır. Bu konuda yapılan çalışmalara göre durgun ve ısı derecesi sıfır olan bir ortamda ses saniyede 340 metre hız TİTREŞİM ÖZELLİKLERİ Seslerin incelik - kalınlık dereceleri ve zamana göre titreşim özellikleri vardır. Örneğin LA sesi bir saniyede 440 titreşim gerçekleştirir. Diğer sesler de buna göre SESLERİ Müzik sesleri İnsan Sesleri ve Müzik Aletleri Sesleri olmak üzere ikiye ayrılır. İnsan Sesleri İnsan sesleri , Kadın Sesleri ve Erkek sesleri olarak iki guruba Sesleri Tenor İnce, Bariton Orta , Bas Kalın olarak üçe Sesleri Soprano İnce , Mezzo Soprano Orta, Alto olarak üçe MERDİVENİ İnsan kulağı ile duyulması imkanı olan seslerin en kalınından en incesine kadar sıralanış biçimine ses merdiveni denir. Ses Merdiveni üç bölüme ayrılır Bunlar Kaba Bölge, Orta Bölge ve Tiz İki nota arasındaki mesafeye yani ses farkına Notaların vermiş olduğu zaman bütünlüğüne süre denir. Sesli Süre ve Sessiz Süre olmak üzere iki çeşit süre vardır. Sesli süreler notaların seslendiriliş zamanını, sessiz süreler ise notalar arası bekleme zamanını ifade eder. Sessiz süreler Müzikte ES işareti ile SES İki bitişik notanın veya derecenin gösterdiği aralığa Tam Ses denir. Bu notaların gösterdiği küçük aralıklara da Yarım Ses denirKOMA İki tam ses arasındaki dokuz küçük sesin her birine verilen Bir müzik eserinin eşit süreli bölümlerine Ölçü denir. Ölçü çizgileri porteye dikey olarak konulur. Her ölçüde ölçü rakamı kadar nota süreleri ÖLÇÜ ANAKRUS Bazı eserlerde ilk ölçü çizgisinden önce gelen ölçülere verilen isimdir. TEMEL IŞARETLER ............................................. Müzik ve Oluşum. Müzik Tarihi ve Gelişimi. Sanatın Tanımı ve Dalları.................................................. Oluşumu ve Özellikleri ................................................ Müziğin Temel Öğeleri....................................................... Müzik Türleri................................................................... Temel Müzik İşaretleri........................................................ Porte dizek .................................................................. Nota ve Değerleri............................................................. Anahtarlar ....................................................................... Süre Uzunluğunda Yardımcı İşaretler .................................. İfadelendirme İşaretleri..................................................... Ses Değiştirici altere İşaretler............................................. Türk Müziğinde Değiştirici İşaretler ................................... VE TERIMLER............................................................... Müzikte Aralık Kavramı, Çeşitleri ve Diziler............................ Aralıklar ve Çeşitleri ........................................... Müzikte Diziler................................................................ Temel Müzik Terimleri....................................................... hareket Terimleri ........................................... TEMEL İŞARETLER Müzik ve Oluşumu Müzik duyguların sesle anlatıldığı, bilinçli etkinliklere denir. Müzik yaşamın her alanında varlığıyla birlikte insan ruhunu zenginleştirdiği gibi yaşam kalitesini de yükseltir. Müzik bilimdir; çünkü içerik olarak bir konusu, kuraları ve bir yöntemi vardır. Müziğin oluşumunu dört ana başlıkta ele alabiliriz, Müzik Tarihi ve Gelişimi Müzik, insanlık tarihiyle birlikte var olan bir olgudur. Yaşanılan dönemin olaylarını, o coğrafyanın gelişimini seslerle dile getirmişlerdir. Müzikte gelişim geçtiği dönemin adlarınıalmıştır. İlkel müzikten, klasik ve çağdaş müziğe kadar birçok dönem isimleri sayabiliriz. Müziğin dili evrensel olduğundan birçok uygarlıkta, başka bir uygarlığın müziksel etkileşimi görülmektedir. Müzikteki kullanılan enstrümanlarda ve ses cihazlarında gelişim son çağlarda daha hızlanmıştır. Akustik ensrumanların, vokallin yerini elektoronik enstrümanlar ve cihazlar almıştır. Örneğin; elektronik gitarlar, mikrofonlar, vb… Sanatın Tanımı ve DallarıSanat; insanın etkileşimlerinin, duygu ve düşüncelerinin dışa vurumasıdır. Dışa vurum; yazı, müzik, yapı, çizim, iletişim ve çeşitli somut ögelerle ifade edilir. Sanat, sosyal yaşamın kaçınılmaz bir parçasıdır. Her bireyin mutlaka bir sanat dalıyla amatörde olsa ilişkide ilgilenmesi gerekir. ATATÜRK’ün dediği gibi “SANAT ALTIN BİLEZİKTİR”, sanatsız bir topluluk düşünülemez. Aşağıda gördüğünüz bir grafik sanatıörneği, resimin ve müziğin varlığına işaret eden bir çalışma. Biçim verilen malzeme değiştikçe sanatın değişik adlara ayrılması mümkün olabiliyor. Ancak, sanatı sınıflandırırken sadece malzeme yönüyle sınıflandırma yapmak mümkün değildir. Malzemenin yanı sıra, ifade ediş biçimi veya daha kapsamlı bir ifadeyle yaratıcılık bu sınıflandırmada önemli bir etkendir. Sözgelimi, bir heykeltıraş da ağaca biçim verebilir, bir marangoz da. Fakat heykeltıraşın ağaca biçim verişteki ifade tarzı ile marangozun biçimlendirmesindeki ifade tarzı aynı değildir. Heykeltıraş biçimlendirmesini alışılmışın dışında, yeni ve özgün bir biçimde yaparken; marangoz alışılmış, bilinen veya tekrar edilen bir biçimlendirme yapar. Bu bakımdan sanat genel olarak önce iki gruba ayrılır» Pratik sanatlar / endüstriyel sanatlar zanaat,» Güzel sanatlar. Güzel sanatlar deyince aklımıza; insan yaratıcılığı, insanın ilk çağlardan bu yana kendini ifade ettiği, tam yetkinleşemediği dönemlerde; çizgi, boya, kil yoluyla içini döktüğü biçimler, desenler, çeşitli oluşumlar geliyor. Yetkinleştiği dönemlerde ise örnekler çok çeşitli. Sözgelimi; ünlü rönesans sanatları, yapılar, anıtlar, köprüler, müzeleri dolduran resimler, sonra şiirler ya da Mimar Sinan'ın camileri, çeşmeleri, köprüleri Günümüz insanın; akıl, duygu,bilgi ve teknolojiyi kullanarak ortaya koyduğu sanat ürünleriÇağdaşresim, heykel, roman, tiyatro, sinema, çelik ve cam yapılar, incecik kullanım eşyaları, sesin,ışığın, rengin, oyun gücünün birleştiği büyük sahne olayları, türlü tasarımlar. Güzel Sanatları geleneksel ve çağdaş olmak üzere iki biçimde sınıflamak, bize bazıkolaylıklar getirebilir. Geleneksel sınıflama; güzel sanatları, hitap ettiği duyu organlarına göre sınıflar. Sözgelimi görsel sanatlar plâstik sanatlar, göze ve görmeye dayanan sanatları resim, heykel, mimari gibi bir grupta topluyor. Fonetik sanatlar, müzik ve türleri ile edebiyatı;ritmik sanatlar ise hem görme hem de hareketle ilgili olan sinema, opera gibi sanatlarıkapsamaktadır. Ancak, bu sınıflandırmanın dışında kalabilen bazı türler de olabilir. Sözgelimi, karikatür veya seramik gibi. Bu sebeple, daha çağdaş bir sınıflandırmaya gerek duyulmuştur. Bu sınıflama, söz konusu edilen sanat dalının niteliği ve tekniği göz önünde göre, şöyle bir sınıflandırma yapılabilir» Yüzey Sanatları Tüm iki boyutlu sanat çalışmaları, yani bir eni ve bir boyu olan kâğıt veya tuval üzerine, bir duvar ya da kumaş üzerine uygulanan sanatlardır Resim ve türleri yağlı boya, sulu boya, baskı sanatları, afiş, grafik çizimler , duvar resmi, minyatür, karikatür, fotoğraf, batik, süsleme vb.» Hacim Sanatları Üç boyutlu sanat çalışmalarıdır. Sözgelimi heykel, seramik, anıtlar gibi.» Mekân Sanatları İç ya da dış mekânı içine alan ve ya düzenleyen sanat dallarıdır. En başta mimarî olmak üzere bahçe mimarîsi, peyzaj mimarîsi, çevre düzenlemesi gibi mekâna ilişkin tüm tasarım çalışmaları.» Dil Sanatları Edebiyat ve yazı türlerini kapsayan sanatlardır; roman, hikâye,şiir, deneme, tiyatro metni, film senaryosu vb. gibi.» Ses Sanatları Müzik ve bütün türlerini kapsayan sanatlardır; halk müzikleri, klâsik müzikler gibi.» Hareket Sanatları İnsanın, bedeniyle anlatım gücü kazandırdığı sanatlardır; bale, dans türleri, halk dansları, pandomim vb.» Dramatik Sanatlar İnsanın, eyleme dönüşmüş ifadelerle kendini veya bir olayı, bir olguyu anlattığı sanatlardır;tiyatro, opera, müzikal oyun, kukla gibi sahne sanatları, sinema, gölge oyunu gibi türleri buna örnek olarak gösterebiliriz. Müziğin enstrümanları bu dalların birçoğunu işitsel bir çok faktörü var. Bir marangoz mantığının dışına çıkmamız iyi bir yapısal eser vermek için müzik kullağımız iyi olmalı ve plastik sanatlara karşı ilgi Oluşumu ve Özellikleri Ses cisimlerin titreşmesinden oluşur. Sesin oluşması için ses kaynağı, iletici ve alıcı olmasıgerekir. Kulağımıza gelen her seste tını, yükseklik, süre, vurgu ve gürlük nitelikleri vardır. Bu nitelikler;» Tını; seslerdeki çeşni ve renktir. Rüzgâr sesi, keman sesi, kuş sesi, piyano sesi gibi sesleri kendine özgü tınılarıyla ayırt ederiz» Yükseklik; sesin ince ya da kalın oluşudur. Diğer bir anlamada tiz ve pes oluşu.» Süre; sesin az ya da çok uzamasıdır.» Vurgu; sesin çeşitli şekilde çıkarılışıdır.» Gürlük; sesin hafif veya kuvvetli olşudur. Yani Müziğin Temel Öğeleri Müziğin temel öğeleri ritim, melodi ve armonidir. Bu öğeler müziği var eder.» Ritim Bir müzik parçasının, zamanı belli bir süre içinde eşit veya değişik uzunluktaki parçacıklara bölünmesidir. Ritim vuruşları bir düzen oluşturacakşekilde birbirini izler. Bu vuruşlar müzikte nota değerleri ile gösterilir. Ritim yalnızca sanata değil, evrene ve canlı varlıkların yaşamlarına da hâkim olan öğedir.» Melodi Melodi veya ezgi antik çağda “melos”bir lirik şarkı üzerine söylenenşarkı kelimesinden türetilmiştir. Melodi, tek sesle ifade edilen kendine özgü karekteriyle müzikal fikirdir. Örneğin; romans ve türkülerimiz.» Armoni Akorların en az iki sesin aynı anda çalınması art arda bağlanmasından meydana gelen müzik Müzik Türleri Toplum yaşamıyla birlikte sürekli olusum ve gelişim halinde olan müziğin kaynağı tür ve işlev bakımından çeşitlilik içerir. Bu çeşitliliği sıralamak oldukça zordur. Her dönem ve yaşanılan yer bakımında çeşitlik sağlar. Müzik türlerini ana ve alt başlıklar halinde şöyle sıralayabiliriz. Gelişmişlik Düzeyine Göre» İlkel müzik» Yarı gelişkin müzik» Gelişkin müzik Yaygınlığına Göre»Yerel müzik» Ulusal müzik uluslar arası müziğe yönelik olduğu o Kültürel amaca göre Geneleksel müzik halk müziği Klasik müzik Popüler müzik o İnanç özelliği taşıyıp taşımadığına göre Dinsel müzik Din dışı müzik o Yerleşim birimini yapısına göre Kırsal kesim müziği Kent müziği o Uluslara göre Türk müziği Çin müziği Alman müziği Arap müziği Çingene müziği vb o Kıtalara göre Avrupa müziği Asya müziği Afrika müziği o Kullanıldığı etkinlik ve konulara göre Dans müzik Film müziği o Ait olduğu döme göre; barok modern klasik romantik o Seslendiricisinin sayısınagöre; solo seslendirme o Topluluğunun niteliğine göre; orkestra müzik koro müzik oda müzik bando müzik konser müzik eğlence müzik fon müzik. o Yöneldiği yas kesimi göre; çocuk müzik, gençlik müzik. o Örgüsü ve dokusuna göre; Tek sesli müzik, cok sesli müzik o Dayandığı ses sistemi göre; makamsal müzik, modal müzik tonal müzik o Oturtma ya da görevlendirmeye göre; çalgı müzik, ses müziği. o Özellik kazandıran çalgıya göre kemen müzik piyano müzik, davul zurna Temel Müzik İşaretleri Porte dizek Birbirine paralel beş yatay çizgi ve dört eşit aralıktan oluşan nota yazmak için kullanılan şekle denir..Şekil Aynı zamanda porte çizgileri dışına da nota yazılmaktadır. Ek çizgi dediğimiz çizgiler kullanılır. Enstrüman veya vokalin sesinin ince veya kalınlığına göre porte çizgisinin altına ve üstüne ek çizgiler Nota ve Değerleri Dizekteki sesleri ve bu seslerin süre uzunluklarını belirtmeye yarayan işaretlere nota denir. Bütün sesleri tanımlayan yedi nota vardır. Bu notaları şekilleriyle tanırız. Birlik notadan almış dörtlük nota sürelerine kadar notalar vardır. Do Re Mi Fa Sol La Si Türkçede kullanımıC D E F G A B İngilizlerin kullanımıC D E F G A H Almanların kullanımıPorte dizek üzerinde notaların yeri ve nota isimleri; Notalar porte çizgisinin sırayla üzerine ve arasına yazılır Süresi en uzun olan birlik notadır ve dört vuruştur. Birlik nota her seferinde süresi ve vuruş sayısı ikiye bölünerekten diğer değerleri oluşturur. Bu notalar süre olarak kendi isimlerini alırlar. Örnek;2’lik nota 2 vuruştur, yani tınlama süresi 2 birim kadardır. Sayısal olarak da 2/4 bütünün yarısıdırBirlik nota.Birlik notadan iki tane ikilik, dört tane dörtlük, sekiz tane sekizlik elde edilir diyebiliriz. Tersten de gidersek sekiz tane sekizlik nota bir tane birliğe Sesiz es-susmalar Notalar Müzikte sessiz süreler susma ile gösterilir ve işaretlenir. Türkçede “susma”,”susku” ve“es” gibi benzer kelimelerle de belirtilir. Sesli notalar gibi sessiz notalarda da yedi susma işareti vardır. Sessiz es notalarda isminden de anlaşıldığı gibi müzik partisinde işaretlerin olduğu yerde ses kesilirsusuturulur. Bu işaretlerin dizek üzerinde gösterimi aşağıdaki Anahtarlar Müzikte üç tür anahtar “Sol anahtarı”, ”Fa anahtarı”, “Do anahtarıo” dır.» Sol Anahtarı Dizeğin ikinci çizgisinden çizmeye başlanılır ve beşlanılan ses“sol” sesidir. Gitar, flüt, bağlama ve keman notaları bu anahtarda yazılır.» Fa Anahtarı Fa anahtarı, alt oktavlardakikalın dizek içine yerleştirebilmek için kullanılır. Dördüncü çizginin dışında üçüncü çizgiden başlayan “Fa anahtarı”bulunmaktadır. Piyano, basgitar, kontrubas notaları bu anahtarda yazılır.» Do Anahtarı Do anahtarı, genelikle orta seslerin yazılışında kullanılır. Dört çeşit do anahtarı bulunmaktadır. Şu anda bir tanesinin yerini bilmek kafidir ,diğerlerini siz araştırınız. Süre Uzunluğunda Yardımcı İşaretler» Nokta Yanına konduğu notayı yarı değeri kadar uzatır. Aşağıda noktalınotaların süre uzunlukları görülmektedir.» Çift Nokta Bir nota veya susma işaretinin yanında iki nokta olduğu zaman birinci nokta değerinin yarısı, ikinci nokta ise noktanın süre değerinin yarısıkadar önüne geldiği noktanın süresini aaltır. » Üçleme Doğal bölünümlü ikişerli olan bir nota değerinin, geçici olarak üç eşit parçaya bölünmesine üçleme denir. Üçleme notaların altına ya da üstüne üç yazılır. » Legato Bağlı Notaların birbirine bağlanarak, seslendirilmesine legeto denir. Birinci nota çalınır, iki notaya bağlanır. » Durgu puandorgÜzerlerine geldiği notayı genellikle normal uzunluklarının iki katı uzatır. Ancak, müziksel nedenlerden dolayı yorumcuya sürede seslendirilir. Genelde son notanın üzerinde buunur. Tekrar İşareti Bir müzik eserinin herhangi bir bölmünde melodi tekrarı için kullanılır. » Dolap Tekrar edilen bölümün ikincikez seslendirilişinde “1”yazan ölçüler atlanır ve “2” yazan ölçüden çalınır. Ş » Da Capo Da capo,tekrar işaretinin yanında bulunuyorsa en başta dönülür ve eserin sonuna kadar tekrar edilmeden seslendirilir.» Senyo Tekrar işaretine ikinci kez rastlandığında, aynı işaretin ilk bulunduğu ölçüye dönülür ve bu ölçüden başlayarak “son” anlamına gelen “fine”kelimesinin olduğu yere kadar seslendirilir. İfadelendirme İşaretleri» Staccato Notaların sıçratılarak seslendirilmesine denir. Diğer bir anlamda kesik kesik de diyebiliriz. Staccato, notanın altına ya da üstüne bir nokta ile yazılarak gösterilir. » Çarpma Asıl sese gidilmeden öce çok kısa bir süre başka sese çarpıp asıl sese dönmedir. Bu şekilde asıl ses vurgulanmış olur. » Tril Asıl ses ile komşu sesin birbiri ardına oldukça hızlı ve uzunca süren seslendirilmesidir. » Tremolo Bir sesin komşu ses ile değil, komşunun yanındaki ses ile birbiri ardısıra olabildiğince hızlı seslendirilmesiyle elde edilen bir Ses Değiştirici altere İşaretler Bu işaretler önüne geldiği notayı inceltir tiz, kalınlaştırır pes ya da eski doğal haline getirir. Ses değiştirici işaretleri iki ana grupta toplayabiliriz. Evrensel Müzikte Değiştirici Altere İşretler. Batı müziğinde her ses arasında yarım ton farkı vardır. Dolaysııyla bir sesi yarım ses inceltmek ve yarım ses kalınlaştırmak için notadan önce bu işaretlerden konulur. Diyez Önüne konulduğu notayı yarım ses inceltir.» Bemol b Önüne geldiği notayı yarım ses kalılaştırı pes.» Natural doğalÖlçü içerisine arıza almış veya ton olarak arızalı parçalarda kullanıldığında nota eski sesine-tonuna gelir. Türk Müziğinde Değiştirici İşaretler Türk müziğinde notalar arası uzaklık batı müziğine nazaran daha müziğinde yarım perde dediğimiz ses, türk müziğinde on ikiye kadar bölünmektedirBu bölümlerin her birine “KOMA” adı küçük ses aralığı anlamına müziğinde yarım aralık veya yarım perde bir komadır. Yukarıda da görüldüğü gibi Türk müziğinde 4 komalık bakiye, 5 komalık küçük münecenneb, 8 komalık büyük mücenneb, 9 komalık tanini, 12 veya 13-14 komalık artık ikili aralıklıkları en küçük ses uzaklığı bulunmaktadır. Bu seslerdeki farklılıklarıduyabilmek için çok müzik dinlemek ve müzik dağarcığına hakim olmak ses aralıkları çok yakın ve kulağa benzeş konularda, Türk musikisi makamlarında, daha net olarak bu aralıkları Müzikte Diziler. Dizi; Latince merdiven anlamına gelen “scala” sözcüğünden gelmektedir. Sekiz sesin ardı ardına sıralanmasına dizi denir. Örnek; Do1 den Do2 ye kadar olan seslere “Do”dizisi denir. Klasik batı müziğinde temel dizi “Diyatonik” dizidir. olduğu gibi. Avrupa’ya özgü bu dizilerin temeli Yunanlıların kulandığı dizilere kadar uzanırdaha eski dönemlerde diyebiliriz. Ör Frigyen dizisi frigyalılar döneminde kullanılmıştır. Bunlar;» Majör Dizisigamı İki tam bir yarım, üç tam bir yarım TTYTTTY aralıklardan meydana gelen diziye majör dizi diziyi majör yapan özellik ve aralığının büyük üçlü dizilerde do majör dediğimiz C olarak dizi Bütün majör gamlar bu formülle elde edilir. Eğer, tam ses olmama durumu varsa bemol ve diyez işareti koyarak iki ses arasındaki uzaklığı bu formüle uyarlarız.» Minör Dizisi gamıBir majör dizinin sesi üzerine oluşturulan yeni dizi minör diziyi minör yapan özellik ve arasının küçük üçlü majör’ün altıncı sesine bakarsak yani VI .derecesi La sesi üzerine kurulan yeni dizi gam La minör gösterimi Am Temel Müzik Terimleri Müzikte çeşitliliği sağlayan da bu işaretlerdir. Bu işaretleri de iki ana grupba hareket Terimleri Haraket, bir müzik eserinin hangi yavaşlıkta veya hangi hızlılıkta çalınacağını belirtir. En yavaş en hızlı birçok hız terimi vardır. Bu terimlerin çoğu İtalyancadan gelmedir ve müzik parçasının –notasının-dizeğinin sol üstüne yazılır. Aşağıda görüldüğü üzere ismi ve hızın anlamı ANLAMI Grave Çok ağır Lento Ağır Largo GenişLarghetto Oldukça genişAdagio Acele etmeden Andante Orta yürüme hızında Moderato Orta dızda Allegretto Oldukça hızlıAllegro HızlıVivace CanlıPresto Çok hızlıPrestissimo Son derece ayırtı Terimleri Bir müzik eserinin yorumlanması sırasında, seslere uygulanan kuvvet yada hafiflik derecelerine nüans denir. Bunlar gürlük terimlerini oluşturur. Terimler İtalyancadır. Terimler nota üzerinde kısaltmalar şeklinde kullanılır. Başlıca nüans terimleri aşağıdadır. TERİM ANLATIMI KISALTMASI piaissimo çok hafifi pp.,ppp. piano Hafif p. mezzo piano orta hafifilikte mp. mezzo forte orta kuvvete mf. forte Kuvvetli f. fortissimo çok kuvvetli ff. molto fortissimo çok fazla kuveetli fff. forzando, con forza çok kuvvetli , vurgulu fz. forte piano kuvvetliden sonra hafif fp. crescendo gittikçe kuvetlenerek cresc. decrescendo gittikçe hafifiliyerek decresc. Bu terimlerin Nota üzerindeki kullanımı aşağıdaki gibidir .Şekil2.. VE ÖLÇÜ USÜL Diğer konularda ritimi vurgulamıştık. Müziği var eden üç temel öge; ritim, melodi ve armoniydi. Ritim kalıpları ölçüleri Batı ve Türk müziğinde değişiklik göstermektedir. Türk müziğinde yetmiş iki adet usul vardır. Batı müziğinde ise buna nazaran azdır. Ölçüler aynızamanda karmaşıktır. Ör7/16, 13/8 gibi Bu faaliyette ritimin, ölçünün ve vuruş şekillerinin nasıl olduğunu öğreneceksiniz. Basit ölçü ve vuruşları yapabileceksiniz. Batı ve türk müziğinde kullanılan vuruş şekilleri ve ölçüler hakkında bilgi edineceksiniz. Bu bilgi dahilinde dinlediğiniz müziklerde ritmikşekillerin ne olduğu hakında sezgisel bilgi ve basit ölçülerin el hareketlerini vuruşyapabilme becerisi Ritim Duygusu Ritim, zamanın belli bir süre içinde eşit veya değişik uzunluktaki parçacıklara bölünmesiydi. Bu bilgiyi önceki vurgulamamızdan biliyoruz. Müziğin matmatiksel sayısal olarak parçalara bölünmesi de diyebiliriz. Bu ritmik yapılar yaşanılan coğrafyanın etkileşimlerine göre farklılık göstermektedir. Örneğin, Türk müziğinde bozlak, İç Anadoluda var olmuş bir ritmik yapıdır. Mzurka Polonya halk dansıdır ve ritmik yapısı farklıdır. Flemnco ve halk müziği ritimlerinden de birçok örnekler verebiliriz. Ritim duygusunu ilerletmek için çok çeşitli müzikleri dikatle dinlemek gerekir. Bir süre sonra belleğimizda müziksel hafıza Ölçü usul ve Vuruş » Ölçü Bir müzik eserinin süre olarak birbirine eşit parçacıklara bölünmesine ölçü denir. Ölçü eşit zaman kümeleridir ve müzik yazısında birbiriden ölçü çizgileri ile ayrılır. » Rakam Bir müzik eserinin ölçüsü, anahtardan hemen sonra sayısal olarak yazılır. Rakamlar üst üste yazılır. Üsteki rakam ölçüyü oluşturan zaman birim değerlerinin sayısını gösterir. Alattaki rakam ise bu değerlerin niteliğini belirtir.» Vuruş Ölçü vurma, zamanın sırasını ve notanın değeri kadar tınlama süresini el hareketleri ile belirtmektir. Enstrüman çalışmalarında ayak hareketleri ile ölçü vuruşlarını da yapabiliriz. Müziğinde Ölçü ve Vuruş KavramıBatı müziğinde ölçü ve vuruş kavramı klasik müziğe ayarlanmaktadır.» Ölçü Çeşitleri• Basit Ölçüler Bir zamanı meydana getiren değerlerin tümü birlik, dörtlük ya da sekizlik benzeri ikişerli değer işaretine denk düşerse, bu çeşit zamanlardan kurulu ölçülere basit ölçüler senir. Basit ölçüler üçe zamanlı, üçlü zamanlı ve dörtlü zamanlı. Sırasıyla te göründüğü gibidir.• Bileşik Ölçü Bir zamanı oluşturan değerlerin hepsi, noktalı birlik, noktalı ilkilik, noktalı dörtlük ya da noktalı sekizlik gibi bir noktalı değer işaretine denk ise bu ölçüler bileşiktir. Aksak Ölçüler Bir ölçü hem ikili zamanı hemde üç zamaı içeriyorsa bu ölçü aksak ölçüdür. Aksak ölçüler de üçe ayrılır. İki zamanlı, üçlü zamanlıve dörtlü zamanlı. Sırasıyla aşağıdaki gibidir. Vuruş çeşitleri Vuruş, verilen zamanı elle parçalara bölmektir. Mümkün olduğunca el haraketleri kesin ve sınırlı olmalıdır. El haraketleri aşağı yukarı ve sağa sola pozisyonlarda yapılır. Vuruşları temel olarak altı başlıkta toplayabiliriz.• İki zamanlı ölçünün vurulması Birinci zaman aşağı ikinci zaman yukarıyapılır. • Üç zamanlı ölçünün vurulması Birinci zaman aşağı, ikinci zaman sağa yukarı, üçüncü zaman sola yukarı yapılır. • Dört zamanlı ölçünün vurulması Birinci zaman aşağı, ikinci zaman sola yulkarı, üçüncü zaman sağa, dördüncü zaman yukarı sola yapılır. • Beş zamanlı ölçünün vurulması • Yedi zamanlı ölçünün vurulması • Dokuz zamanlı ölçünün vurulması 2. Türk Müziğinde Usül Ölçü ve VuruşBatı müziğinde usul ve vuruşun birçoğu türk müziğinde de geçerlidir. Burada sadece Türk müziğinde geçerli olanları açıklıyacağız.» Usül Ölçü Eşit sayıda değişik vuruşlardan meydana gelmiş ritim kalıplarıdır. Türk müziğinde usüller el haraketiyle belirtilir. Diğer bir anlamda tempo tutulur ve bu haraketler eserin sonuna kadar disiplin içersinde devam eder. Türk müziğinde usuller şu kelimelerle ifade edilir. Sağ el sağ dize kuvvetli, sol elde sol dize zayıf zamanlı vurularak ifade edilir. DÜM-TEK-TEKE-TEKA-TEKKA-TAHEK• DÜM Kuvvetli zaman demektir. Sağ elle sağ diz üzerine vurularak ifade edilir.• TEK Hafif zaman demektir. Sol elle sol diz üzerine vurmakla ifade edilir• TEKE Birbirine eşit kısa zaman. Sağ el sağ dize, sol elde sol dize eşit zamanda bir biri ardına vurulmasıdır.• TEKA Bir uzun ve bir kısa zaman. Sağ ve sol ellerin, sağ ve sol dizlere vurulmasıyla icra ifade edilir.• TAHEK Sağ ve sol ellerin birlikte havaya kaldırılıp dizler üzerine vurulmasıyla icra edilir.» Usül Ölçü Çeşitleri Açıklamalarını yapacağımız on beş zamanlıya kadar olan usüllere küçük usül, on beşzamanlıdan yukarı olan usüllere büyük usül adı verilir. Basit, birleşik ve aksak ritimler olarak da sıralayabiliriz. Aşağıda küçük basit, birleşik. aksak ve büyük usüllerden verilecektir. Diğer usuller ileriki öğrenme faliyetlerinde verilecektir. Aynı zamanda sizde araştırınız.• NİM SOFYANBasit usül iki zamanlıdır. 2/4 lük ölçüsündedir. Bu usülde oyun havaları, türküler ve marşlar yazılmıştır. Vuruluşu sofyan• SEMAİ Üç zamanlıdır. ¾ lük değerindedir. Bu usülde oyun havaları veşarkılar yazılmıştır. Vuruluşu Semai• SOFYAN Dört zamanlıdır. 4/8 likve 2/4 lük değerlerde vurulur. vuruluşu. TÜRK AKSAĞI Beş zamanlıdır. 5/8’ lik ve 5/4’ lük değerdedir. Vuruluşu FREKANSLARI Ses frekansları videosu izle sözsüz bölümünde şarkıcı küfrediyor ama kimse duymuyordalga geçmek için böyle bir şey yapılabilir mi? insan frekans aralığını ALGILAYABİLİR.bu sayılar saniyede oluşan titreşim sayısıdır. hava saniyede 20bin kezden daha fazla titreşebilir ama bunu algılayamayız. diğer sorunun yanıtıda zaten konuda aralıkları mevcut insan duyabildiğinin çok az bir kısmını hatırlamıyorsam en incesi duyulmayacak ultrasonik ses den fazla çıkarabilen bir insan çıkardığı ilk sesle boğazı teli değidimiz yapıda zaten bi titreşime dayanamaz. VE SES DALGALARI Gökyüzünde yılda 3 milyar şimşek veya yıldırım oluşmaktadır. Bir değişle yılın herhangi bir zamanında dünyanın üstünde 2 bin yıldırım bulutu vardır ve dünyamıza her saniyede 100 yıldırım düşmektedir. Güçlü bir fırtına, Hiroşima'ya atılan atom bombasından 100 kat daha fazla enerji açığa çıkarmaktadır. Kim bilir? Belki bir gün gelecek yıldırımları da enerji kaynağı olarak kullanmayı öğreneceğiz. Bu gök olayı insanlığın ilk tarihlerinden itibaren ilahi bir işaret olarak görülmüştür. Yıldırım düşmesi insanlar için tehlikeli olmasın rağmen insan yaşamına faydası da vardır. Yıldırımlar yeryüzündeki bitkiler için faydalı maddeler olan nitratlar ve oksijenin de yeryüzüne inmesine neden olurlar. Her şey güneş ışıkları ile yeryüzünde ısınan havanın yükselmesi ile başlıyor. Tabii içinde buharlaşan suyu da yukarı taşıyarak. Bu yükselen hava yaklaşık 2-3 kilometreye ulaşınca havanın soğuk katmanlarına rast geliyor. Soğuk havalarda nefes verince nefesimiz nasıl buharlaşıyorsa aynen o şekilde buharlaşıyor ve gördüğümüz bulutu oluşturuyor. Bu bulutlar daha sonra hava akımları ile 20 bin metreye kadar tırmanabiliyorlar . Aslı tam bilinmemesine rağmen bulutların bu yükselişleri sırasında içlerinde oluşan buz kristallerinin birbirlerine sürtünerek bir statik elektrik enerjisi açığa çıkardıkları öne sürülüyor. Bu elektrik enerjisi bulutların üst katmanlarında pozitif +, alt katmanlarında ise negatif - yüklü olarak birikiyor. Bulutun içindeki yük havayı iyonize edecek güce ulaştığında şimşek oluşuyor. Yağmur bulutlarının alt yüzeylerindeki büyük negatif yük içindeki elektronları iterek orayı da pozitif yüklü hale getiriyor ve bu yük saniyede bin kilometre hızla toprağa iniyor, yani kısa devre yapıyor. Yıldırımın bu andaki ısısı 30 bin derece olup güneşin yüzeyindeki ısının 5 katı kadardır. Yıldırım düşerken çok şaşırtıcı bir şey oluyor. Yerden de buluta doğru bir boşalma oluyor. Yerden 100 metre yükseklikte bu iki akım birleşiyor ve iletkenliği çok fazla olan bir koridor oluşuyor. İşte bundan sonra yıldırımı hiçbir şey durduramaz, pozitif yük hızla buluta doğru onu nötr hale getirmek için yükselir. İşte yıldırımın havadan yere mi, yoksa yeren havaya mı oluştuğunu yaratan soru bu. Bu koridordan yerden göğe doğru neredeyse ışık hızının üçte biri hızla yükselen akım yıldırımın göze gelen şiddetli ışığını da yaratır. Ardından yine yukarıdan yere iner ve iki taraf arasındaki potansiyel farkı sıfırlanana kadar bu olay 10-12 kez tekrarlanabilir. VE ORTAM Buradan sesin hangi ortamda nasıl yayıldığını öğrenebilirsiniz. SESSes kaynakları titreşerek ses meydana getirir. Titreşim, bir cismin ileri geri gidip gelme hareketidir. Ses veren her şey titreşir. Titreşen cisimler ses oluşturur. Ses veren cisimler esnektir. Esnek olan cisimler ses dalgaları meydana getirebilir ve ses dalgalarını iletebilir. Ses üreten varlıklara ses kaynağı madde değil, enerjidir SESİN OLUŞMASI VE YAYILMASI Ses dalgaları titreşim kaynağından enerji taşırlar. Bu enerji, çeşitli ortamlar tarafından iletilir. Bu esnada ortam yer değiştirmez, hareket eden madde değil, hareket yüzeyindeki dalgalar ile havada yayılan ses dalgaları farklıdır. Su dalgalarını gördüğümüz halde, ses dalgalarını göremeyiz. Ses dalgaları havada küresel olarak yayılır. Cisimlerin titreşmesi ile meydana gelen sesin kulağımıza kadar gelebilmesi için ses kaynağı ile kulağımız arasında katı-sıvı-gaz gibi esnek bir ortamın bulunması gerekir. Yani ses boşlukta yayılmaz. Sesin farklı ortamlarda yayılma hızı da farklıdır. Sesin yayılma hızı bazı etkenlere bağlı olarak 1- Sesin yayılma hızı ortamın sıcaklığına bağlıdır. Sesin 0ºC de havada yayılma hızı 331m/s olduğu halde 20ºC de 344 m/s dir. Sıcaklık artıkça sesin o ortamdaki yayılma hızı da artar. 2- Sesin yayılma hızı ortamın cinsine bağlıdır. Ses katı maddelerde en hızlı, gaz maddelerde ise en yavaştır. 3-Sesin yayılma hızı ortamın yoğunluğuna bağlıdır. Ortamın yoğunluğu arttıkça sesin yayılma hızı da artar. Ses oluştuğu ortamlarda dalgalar halinde yayılır. Ses bir enerji türüdür ve dalgalar halinde yayılır. Ses dalgalarının yayılabilmesi için ses dalgalarının kaynağından çıktığı ortamda taneciklerin olması gerekir. Bu nedenle ses dalgaları katı, sıvı ve gaz gibi maddelerde yani maddesel ortamlarda yayılabilir. Boşlukta, maddesel ortam yani tanecikler olmadığı için ses kaynağının titreşim sonucu yaydığı titreşim enerjisi taşınamaz ve ses boşlukta yayılmaz. Ses dalgaları su dalgalarına benzer fakat su dalgaları gibi görünen dairesel dalgalar şeklinde değil, görünmeyen küresel dalgalar şeklinde yayılır. Ses dalgaları, ortamdaki taneciklerin kendilerinin değil, taneciklerin titreşim enerjilerinin taşınması sonucu oluşur. Ses kaynağından çıkan ses dalgaları, yayıldığı ortamdaki maddenin taneciklerini titreştirir. Titreşen tanecik etrafındaki diğer tanecikleri titreştirir ve bu nedenle ses bir tanecikten diğerine yayılır. Cisimlerin titreşmesi ile meydana gelen sesin kulağımıza kadar gelebilmesi için ses kaynağı ile kulağımız arasında katı – sıvı – gaz gibi esnek bir ortamın bulunması gerekir. NOT 1- Çevremizde ses çıkaran sayısız varlık vardır. İnsanlar, hayvanlar, taşıtlar, müzik aletleri, şelale, rüzgâr, yağmur ses çıkaran varlıklardandır. 2- İnsanların birbirleriyle iletişim kurmaları, duygu ve düşüncelerini aktarabilmeleri için konuşmaları gerekir. Konuşmanın temel öğesi sestir ve insan sesi de titreşim sonucu oluşur. 3- Güneş’in yaydığı ışık Dünya’ya ulaştığı halde Güneş’te oluşan patlamaların sesi duyulamaz. Bunun nedeni sesin yayılması için maddesel ortam gereklidir. Uzay boşluğunda maddesel ortam olmadığı için Güneş’te oluşan patlamalar duyulamaz. 4- Saat, hava dolu fanusta iken çalarsa sesi duyulabilir. Fakat havası tamamen boşaltılmış fanusta çalarsa sesi duyulamaz. Bunun nedeni, sesin boşlukta yayılamaması ve sesin yayılabilmesi için maddeye ihtiyaç duymasıdır. 5- Sesin Yayılmasına Örnekler • Sesin yayılması yan yana dizili madeni paralara benzetilebilir. Baştaki paraya kuvvet uygulanınca bu paranın enerjisi sırasıyla diğer paralar tarafından en sondaki paraya iletilir. • İki pet bardak ve bunları birbirine bağlayan iple sesin yayılması sağlanabilir. ▪ Ses bu olayda katı ve gaz halindeki maddelerde yayılmıştır. ▪ Ses, 1. kişinin ağzından çıkar ve hava tarafından 1. pet bardağa ulaşır. ▪ Ses, 1. pet bardaktan ipe ve ipten de ikinci pet bardağa ulaşır. ▪ 2. pet bardaktan havaya yayılır ve 2. kişiye ulaşır. • Bir yüzücünün su altında çıkardığı ses, su altındaki diğer kişiler tarafından duyulabilir. • Diyapazona lastik tokmağı ile vurulunca, tokmağın enerjisi diyapazona aktarılır. Diyapazonun titreşen kolu, kendisine değen hava moleküllerini titreştirir. Bu hava molekülleri titreşirken ileri – geri hareket ederken etrafındaki diğer hava moleküllerini de titreştirir ve havada görünmez bir dalga hareketi oluşur. • Bir hoparlörden ses yayılırken hoparlördeki kağıt koni ileri – geri titreşir. Bu kağıt ileri dışa doğru hareket ettiğinde önündeki hava moleküllerini iterek sıkıştırır. Hoparlördeki kağıt geriye içeri doğru hareket ettiğinde önündeki hava moleküllerinin arasını açar. Bu şekilde sürekli sıkışan ve ayrılan hava molekülleri ses dalgalarını oluşturur. • Kırıcı ile delme işlemi yapılırken kırıcının ucunun titreşmesi ile oluşan ses, hava tanecikleri sayesinde dalgalar halinde yayılır. DEĞERLENDİRME SORULARISESLE İLGİLİ SORULAR 1. Genel olarak ses tellerindeki rahatsızlıklar denince kaç tür rahatsızlıktan bahsedilebilir? Ses tellerindeki rahatsızlıkları organik, yani yapısal, ve fonksiyonel, yani işlevsel, olarak iki ana başlık altında incelemek mümkündür. Yapısal rahatsızlıklara örnek olarak larenjitler, kist, polip, ses tellerinin felci gibi sorunlar örnek verilebilir, tedavide daha çok ilaçlar ya da cerrahi müdahaleler uygulanır. İşlevsel bozukluklar psikolojik sebeplerledir, psikiyatri konsulasyonu veya profesyonel ses terapisi gerekmektedir. 2. Ses tellerinde en çok hangi rahatsızlıklar görülüyor? Ses tellerinin en sık görülen rahatsızlığı, soğuk algınlıklarına eşlik eden larenjit, yani gırtlak iltihabıdır. Genelde kısa sürelidir ve günler içinde herhangi sorun ve sekel bırakmadan iyileşme görülür. 3. Ses tellerinde oluşan belli başlı rahatsızlıkların sebepleri nelerdir? Ses tellerinde görülen uzun süreli rahatsızlıkların en sık nedeni ses tellerinin aşırı ve uygunsuz kullanımıdır. Gırtlak iltihabı sırasında ses tellerinin zorlanması ile ses tellerinin polipleri ve kistleri kolayca oluşabilir. İltihap olmadan da ses tellerinin uzun süreli zorlanmasına bağlı olarak ses tellerinin nodülleri ortaya çıkabilir. 4. Ses teli hastalıkları, ne tarz belirtilerle kendini gösterir? Mesela sesin tonunda bir farklılık yaratıyor mu, kişi hangi problemlerden şüphelenmeli? Ses hastalıklarının en belirgin özelliği sesin kalitesinde ve performansındaki bozulmadır. Seste çatallanma, kalınlaşma, sesin buğulu hale gelmesi, eskisi kadar uzun konuşamama ya da şarkı söyleyememe hastalar tarafından dile getirilen en sık şikayetlerdir. Bunların yanında boğazda düğümlenme hissi, boğaz yanması, sık boğazı temizleme ihtiyacı, inatçı kuru öksürük gibi doğrudan ses ile ilgili olmayan sorunlar da uzun süreli ses rahatsızlıklarına eşlik edebilirler, hatta hastanın doktora başvurmasının asıl sebebi olabilirler. 5. Ses kısıklığı toplumda ne kadar sıklıkla görülüyor ve kişilerin çok üzerinde durmadıkları bir rahatsızlık. Katılıyor musunuz? Ses rahatsızlığı, toplumun yaklaşık %5’ini etkilemektedir, ses rahatsızlığı olanların da %16 kadarını öğretmenler ve %5 kadarını sanatçılar oluşturmaktadır. Ses rahatsızlığı olanlar meslek hayatında sıkıntıya girmedikçe ya da hayat kaliteleri bozulmadıkça ses sorunlarını önemsememektedirler. Ayrıca ses hastalıklarının tedavileri konusundaki bilgi eksikliği ve endişeler de kişilerin ihmalkar davranmalarına neden olmaktadır 6. Ses teli nodülü ve polibi arasında ne fark vardır? Ses tellerinin nodülleri, uzun süreli ve uygunsuz ses kullanımı ile ortaya çıkan ses tellerindeki kalınlaşmalardır, bir nevi ses tellerinin nasırlaşmasıdırlar. Daha çok kadınlarda ve mesleği gereği sesini çok kullanan öğretmenler ve şarkıcılarda görülürler. Ses terapisi ile uygun ses kullanımının öğrenilmesi ile ortadan kalkarlar. İnatçı vakalarda ses tellerine uygulanan endoskopik mikrocerrahi ile alınmaları gerekir, nüks olmaması için ameliyattan sonra ses terapisi mutlaka uygulanmalıdır. Polipler ise genelde bir soğuk algınlığı sonrasında devam eden inatçı ses kısıklığı ile kendini gösterir. Ses tellerindeki tek taraflı mukozal kalınlaşmalardır ve ses terapisine dirençlidirler, tercih edilen tedavi yöntemi endoskopik mikrocerrahidir, ameliyat sonrasında ses terapisi şart değildir, nüks nadirdir. 7. Ses telinde kist oluşumunun doğuştan olabileceği söyleniyor, doğru mudur? Doğumsal kistik oluşumlar gırtlağın herhangi bir yerinde olabilirlerse de, ses tellerinin kistleri daha çok sonradan ortaya çıkarlar, genelde soğuk algınlığı ortaya çıkma nedenidir. Ses rahatsızlığının düzelmesi için endoskopik mikrocerrahi önerilir. 8. Ses rahatsızlıkları sadece şarkıcı, öğretmen gibi seslerini kullanan insanlarda mı görülüyor, eğer sesini fazla kullanmıyorsa görülmesinin sebebi nedir? Ses raharsızlığı, mesleği gereği sesini yoğun kullananlarda daha sık görülür ve ortaya çıktığında da meslek hayatına engel olduğu için hastaya verdiği rahatsızlık da daha belirgindir. Yine de sesini yoğun olarak kulanmayan kişilerde de ses rahatsızlıkları ortaya çıkabilir. Polipler, kistler, kronik larenks iltihapları gibi rahatsızlıklar sesini yoğun olarak kullanmayan kişilerde de görülebilir, reinke ödemi ise daha çok kadınlarda görülür ve sigara kullanımı en önemli etkendir. 9. Sesi bozan diğer nedenler nelerdir? Ses kalitesinde en önemli faktör şüphesiz ki ses oluşumuna katılan yapıların sağlam olmasıdır. Akciğerler, gırtlak, ağız içindeki yapılar sağlıklı olmalıdır. Bu yapılardaki sorunlar da ses ve konuşma bozukluklarına neden olabilir. Bunun yanında ses tellerinde tahriş ve ilthaba neden olan faktörler de ses kalitesinde bozulmaya neden olabilir. İklim şartları, ortamın hava kalitesi, çalışma ortamında maruz kalınan kimyasallar ses tellerinde tahrişe neden olabilirler. Son dönemde önemi anlaşılan reflü sorunu da gırtlak ve seste sorunlara yol açabilir. Reflü ile gırtlağa ulaşan mide asidi, kimyasal tahriş ile ses tellerini daha hassas hale getirir, reflü genelde uzun süren bir rahatsızlık olduğu için de gırtlakta kronik değişiklikler ortaya çıkabilir. Ses hastalığı olan kişilerde sıklıkla reflüye yönelik tetkik ve tedavi gerekmektedir. 10. Bakıldığında sesteki rahatsızlıklar kadınlarda mı, erkeklerde mi sıklıkla görülür? Ses rahtsızlıkları her iki cinsiyette de görülse de, cinsiyete göre daha sık görülen ses rahatsızlıkları mevcuttur. Nodül, reinke ödemi ve hiperfonksiyonel ses bozukluğu daha çok kadınlarda görülürken, hipofonksiyonel ses bozukluğu ve kontakt granulom ise tipik olarak erkeklerde görülür. Kist, polip, ses tellerinin felci ise her iki cinsiyette de görülür. 11. Kişide bir rahatsızlık olmasa bile, sesin kimi dönemlerde bozulduğu bilinen bir gerçek. Kadınların adet dönemleri gibi Bunlar gibi neler sayabiliriz? Ses oluşumu ve kalitesini etkileyen en önemli nedenlerden birisi de kişilik yapısı ve ruh halidir. Neşe, hüzün, stres, kaygılar sesin saniyeler içinde bile değişmesine neden olabildikleri gibi, ses üzerine uzun süreli etkilere de sahiptirler. Ayrıca genel sağlık durumu, vücut kondüsyonu da sesi etkileyebilir. 12. Genellikle ses rahatsızlıklarında cerrahi müdahaleye mi başvuruluyor? Tedavi ve ses egzersizleriyle ilgili bilgi verir misiniz? Ses rahatsızlıklarında tedavi nedene göre planlanır. Kist, polip, kronik reinke ödeminin neden olduğu ses rahatsızlıklarında ilaçlarla ya da ses terapisi ile başarı şansı düşüktür. Endoskopik olarak uygulanan mikrocerrahi yöntemleri ile tedavi kısa sürede mümkündür ve başarı şansı yüksektir. Fonksiyonel ses hastalıkları ve bunların sonucunda ortaya çıkan nodüllerde öncelikli olarak ses terapisi uygulanır. Ses terapisi, ses oluşumuna katkıda bulunan yapıların uygun ve ekonomik şekilde çalışmasını sağlamak için uygulanır. Egsersizler ile doğru nefes alma ve gevşeme teknikleri, ses tellerini güçlendirici egsersizler hastaya öğretilir. Tedavinin başarısı, hastanın bu egsersizleri düzenli olarak uygulaması ve günlük hayatında tatbik etmesine bağlıdır. Ses terapisi ile yeterli düzelme sağlanamayan nodül ya da ses teli felcine bağlı ses hastalıklarında cerrahi yöntemler düşünülebilir. 13. Kişinin sesine iyi bakması için neler yapması gerekiyor? Özellikle sesini mesleği gereği yoğun kullananların seslerini iyi korumaları gerekmektedir. Ses tellerine aşırı yüklenilmemeli yüksek sesle konuşma, gürültülü ortamlarda konuşma kaçınılmalı, sunularda mümkün ise mikrofon kullanılmalı, odadan odaya seslenmekten kaçınılmalıdır. Uzun süreli telefon görüşmeleri kaçınılmalı ve buyun kaslarının gerilmesini önlemek için ahize elde tutulmalıdır. Soğuk algınlığı ve psikolojik gerginlik altında sesi kullanmaktan kaçınılmalıdır. Sigara dumanı ses tellerinde kurumaya ve tahrişe neden olduğu için profesyonel ses kullanıcıları sigara ve sigara dumanından uzak durmalıdırlar. Su ve nem ses telleri için çok önemlidir, bol su içilmeli ve ortamın nem oranı yüksek tutulmalıdır. Şarkı söylerken sesi ısıttıktan sonra alçak ve yüksek notalara çıkılmalıdır. Ses kısıklığı ortaya çıkar ve iki haftadan daha uzun sürer ise, mutlaka bir KBB uzmanına başvurulmalıdır. 14. Ses hastalıklarının tedavi edilmemesinin sonuçları neler olabilir? Kısa süreli ses hastalıkları genelde üst solunum yolu iltihaplarında görülür ve dikkatli davranılırsa sekelsiz iyileşme tamdır ve pek sorun yaratmazlar. Uzun süreli ses kısıklıkları nedeni ne olursa olsun bir kısır döngü yaratır, rahatsızlığın şiddeti artışa meyillidir, böylece meslek hayatı ve özel yaşantıda sıkıntı yaratır. Sonuçta mesleği yerine getirmede zorluk hatta imkansızlık, özel yaşantıda kısıtlamalar gibi durumlar sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Tanı konulmadığı durumlarda ise habis rahtsızlıkların gözden kaçması mümkündür. Bu nedenle ses kısıklığının iki haftadan uzun sürdüğü durumlarda bir KBB uzmanına giderek tanı konulması sağlanmalı ve en kısa sürede tedavi başlanmalıdır. 15. Ses kalınlaştırma ya da inceltme ameliyatlarıyla ilgili bilgi verebilir misiniz? Zor bir operasyon mudur, daha çok kimlere yapılıyor, her isteyene uygulanabiliyor mu, nelere dikkat etmek gerekiyor? Reinke ödemi, polip ya da kist gibi ses tellerinde kitle artışına bağlı ortaya çıkan ses kalınlaşmasında, endoskopik mikrocerrahi sayesinde ses normal perdesine kavuşur, başarı şansı yüksektir. Ergenlik döneminden sonra devam eden tiz erkek seslerinde, ses terapisi ile ses normal erkek sesi kalınlığına döner. Bunların dışında sesin inceltilmesi ya da kalınlaştırılması ameliyatları daha komplikedir ve tercihan cinsiyet değişimi sonrasında ses kalınlığının değiştirilmesinde uygulanmaktadır. Endoskopik girişimin yanında normal cerrahi yöntemleri de uygulanabilmektedir. 16. Mesleği ses sanatçılığı olan kişilerin seslerini periyodik olarak kontrol ettirmeleri gerekiyor mu? Ses sanatçıları profesyonel sporcular gibi ses tellerinin kondüsyonunu yüksek seviyede tutmalıdırlar. Bunun için ses hijyeni kurallarına sıkıca uyulmalı, günlük ses egsersizleri yapılmalı ve ses ve ses tellerine zarar verecek durumlardan kaçınılmalıdır. Bunların yanında en ufak sorununda dahi bir KBB uzmanına başvurularak hem ses tellerinin, hem de işitmenin değerlendirilmesi gerekmektedir. 17. Ses sanatçısının tahrip olan sesini geri kazandırmak mümkün mü? Ses tellerindeki sorun nodül, polip, kist gibi nedenler ise, cerrahi ile sesin tekrar eski haline gelmesi mümkündür. Bazen ses sanatçılarının da ses terapisi almaları gerekmektedir, hatta psikolojik destek ve danışmanlığın da önerildiği durumlarla karşılaşılmaktadır. Kronik larenks iltihabına bağlı ses sorunlarının tedavisi daha zahmetlidir, düzenli ve yoğun tedavi ile başarı sağlanabilir. Fakat en önemli nokta, ses sanatçılarının seslerini çok iyi koruyarak ses hastalığına yol açmamak için çaba göstermeleri gereğidir SES İLE İLGİLİ TEST SORULARI Ses kirliliğini engellemek için yapılan çalışmalara ne ad verilir? A Kirlilik B Gürültü C Titreşim D Yalıtım Ses hangi ortamda yayılmaz? A Havada B Suda C Boşlukta D Karada Işık en hızlı hangi ortamda yayılır? A Havada B Suda C Boşlukta D Karada Bilinen en yüksek hız nedir? A Ses B Işık C Rüzgar D Enerji Sesi azaltmak için binalarda oluşturulan sisteme ne ad verilir? A Yalıtım B Örtme C Filtre D Susturucu Hangi maddeler sesi emersoğurur? A Berk B Saydam C Opak D Yumuşak Florasan nasıl ışık kaynağıdır? A Doğal B Soğuk C Tasarruflu D Sıcak Şiddetli gürültü karşısında işitme sağlığımızı korumak için ne yapmalıyız? A Kulağımızı kapatmalıyız B Ağzımızı açmalıyız C Kaçmalıyız D Yere yatmalıyız Ses kirliliği öncelikle hangi organımızı etkiler? A Solunum B Akcier C Sinir D Kulak Düzensiz, yüksek ve şiddetli sesler hangi kirliliği oluşturur? A Isı B Ses C Işık D Yalıtım Kitap okurken ışık hangi yönden gelmelidir? A Orta B Sağ C Sol D Yukarı Dünyamızın şekli hangi geometrik şekle benzer? A Daire B Kare C Dikdörtgen D Küre Dünyamızın kutuplardaki yapısı nasıldır? A Küre B Dik C Basık D Şişkin Dünyamızın tam ortasından geçtiği varsayılan çizgiye ne ad verilir? A Eksen B Ekvator C Meridyen D Dönence Dünyamızın etrafında döndüğü varsayılan dikey çizgiye ne ad verilir? A Eksen B Ekvator C Meridyen D Dönence Ay tutulması sırasında ayın üzerine düşen gölge bize neyi gösterir? A Dünyanın yuvarlak olduğunu B Ayın yuvarlak olduğunu C Dünyanın ışığı geçirmediğini D Ayın ısındığını Dünyanın yuvarlak olduğunu ilk söyleyen bilim adamı kimdir? A Edison B Makro polo C Macellan D Galileo Dünyanın çevresini ilk defa dolanarak yuvarlak olduğunu ispatlayan kimdir? A Edison B Makro polo C Macellan D Galileo Dünyamız kaç ana katmandan oluşur? A 5 B 4 C 7 D 8 Dünyamızın en iç katmanı hangisidir? A Çekirdek B Yerkabuğu C Atmosfer D Magma SES İLE İLGİLİ BULMACA ÇÖZELİM KAYNAKÇALAR 2012 ,NİSAN 9
IŞIK VE SES IŞIK Işık; tüm Dünya’nın ve Evren’in enerji kaynağıdır. Bitkiler ışık enerjisini kullanarak kendi besinlerini üretirler. Bitkilerin ürettiği besinleri hem kendileri, hem hayvanlar, hem de insanlar kullanırlar. Işık, birçok buluşun insanlığın hizmetine sunulmasını sağlamıştır. Karanlıkta Göremeyiz Etrafımızdaki varlıkları duyu organlarımızla algılarız. Duyu organlarımızdan biri olan gözümüz sayesinde, etrafımızda meydana gelen pek çok şeyi görerek tanırız. Böylece onlar hakkında fikir sahibi oluruz. Görme olayının gerçekleşebilmesi için baktığımız varlıkların bir ışık kaynağı tarafından aydınlatılması ve bu varlıklardan gözümüze ışık gelmesi gerekir. Dolayısıyla karanlık ortamda görme olayı gerçekleşmez. Bulunduğumuz ortamdaki varlıkları net olarak görebilmemiz için ışık miktarının yeterli olması gerekir. Işık miktarı yetersiz olduğunda ya da çok fazla arttığında görme olayı zorlaşır. Bitkilerin besin ve oksijen üretebilmesi için ışığa ihtiyaçları vardır. Işık tüm canlıların yaşam kaynağıdır. Geceleyin parkların aydınlatılması için parklardaki lambalar yakılır. Yerin yüzlerce metre altındaki madenlerde çalışan işçiler, baretlerindeki lamba sayesinde önlerini görebilirler. Deniz feneri, yaydığı ışıkla kıyıya yakın seyreden gemilerin kayalardan uzak durmasını sağlar. IŞIK KAYNAKLARI Işık yayarak çevresini aydınlatan her şey ışık kaynağıdır. En büyük ışıkkaynağımız Güneş tir. Işık kaynakları, doğal ışık kaynakları ve yapay ışıkkaynakları olarak ikiye ayrılır. Doğal Işık Kaynakları Işık kaynaklarından bazıları kendiliğinden ışık üretir. Bunlara doğal ışık kaynakları denir. En büyük doğal ışık kaynağımız Güneş’tir. Güneş kendi ışığını üretebilen bir yıldızdır. Yıldızlar, ateş böceği, şimşek, yıldırım ve deniz diplerinde yaşayan bazı balıklar doğal ışık kaynaklarıdır. Yapay Işık Kaynakları Doğal ışık kaynaklarından gece aydınlatması için yeteri kadar yararlanamayız. Bu nedenle gece aydınlatmasında insanlar tarafından yapılmış yapay ışık kaynakları kullanılır. Ampul, trafik lambası, mum, meşale, televizyon ekranı ve fener yapay ışık kaynaklarıdır. Güneş, mum alevi gibi bazı ışık kaynakarı, çevrelerine ışıkla birlikte ısı da verirler. Ateş böceği, denizin derinliklerinde yaşayan bazı balıklar ve floresan lamba gibi bazı ışık kaynakları ise ışık yayarken, ısı vermezler. Etrafımızdaki masa, sıra, tahta ve çanta gibi cisimler ışık üretmezler. Ancak bu cisimler Güneş ya da diğer ışık kaynaklarından aldıkları ışığı yansıtabilirler. Bu durumda çevremizde bulunan bu cisimleri ışık üretmedikleri halde görebiliriz. Çevremizdeki bazı varlıklar ortamda bulunan ışık kaynakları sayesinde ışık kaynağı gibi görünürler. Böyle cisimlere kendini aydınlatan cisimler denir. Ay, gezegenler ve trafik levhaları kendini aydınlatan cisimlere örnek verilebilir. Yol kenarlarındaki trafik levhaları ışık yaymadıkları halde geceleri ışık yayıyor gibi görünürler. Bunun sebebi trafik levhalarının üzerinin özel maddelerle kaplı olmasıdır. Bu sayede trafik levhaları diğer maddelerden daha parlak görünürler. Gezegenler ve Ay ışık kaynağı olmadıkları halde, Güneş’ten aldıkları ışığı yayarak parlak görünürler. NOT Ay, ışık kaynağı olmadığı halde, Güneş’ten aldığı ışıkla aydınlanır ve parlak görünür. Bulutsuz bir gecede, gökyüzüne baktığımızda birçok gök cismini görebiliriz. Bu gök cisimlerinden yıldızlar kendi ışıklarını yayarken; gezegenler, ışık kaynaklarından aldıkları ışıkla aydınlanırlar. Gökyüzüne dikkatle baktığımızda ışığı, ay ışığı gibi sabit olanların gezegen veya uydu; ışığı sürekli kırpışanların ise yıldız olduğunu söyleyebiliriz. Mars ve Venüs gezegenleri, gökyüzünün bulutsuz olduğu gecelerde görülebilir. NOT Kendi ışığını üreten Güneş de bir yıldızdır. Işık kaynağının gücü arttıkça yaydığı ışığın da parlaklığı artar. Dolayısıyla kullanacağımız ışık kaynağının gücünü, aydınlatacağımız ortamın büyüklüğüne göre seçeriz. Evlerimizde büyük odaları aydınlatmak için kullandığımız ampullerin gücünün, küçük odaları aydınlatmak için kullandığımız ampullerin gücünden fazla olmasını tercih ederiz. Doğal ışık kaynakları Güneş Ateş böceği Yıldızlar Şimşek Yapay Işık kaynakları Mum ışıldak Odun vb İlk insanlar sadece Ayın ve yıldızların yaydığı ışıkla aydınlanırdı. Ateşin keşfedilmesiyle birlikte aydınlanma sorunu ortadan kalktı. Meşale, gaz lambaları, kandil ve mum gibi ışık kaynakları yapıldı. Daha sonraları ampul icat edildi. Ampul, icat edildiği günden beri aydınlatma teknolojisinin en önemli aracı olmuştur. Bilim adamları, çevreye zarar vermeyen ve sağlık sorunlarına yol açmayan ampuller üretebilmek için çalışmalarına devam etmektedirler. Ampullerin yapısı oldukça basittir. İçlerinde çok ince filaman adı verilen bir tel bulunur. Filamandan elektrik geçtiğinde tel ısınarak ışık verir. Normal ampuller, ısınarak ışık verdikleri için elektrik enerjisinin çok az miktarını ışığa çevirirler. Bu nedenle elektrik enerjisinin büyük bir bölümünü ısı yerine ışığa dönüştüren floresan lambalar üretildi. Floresan lambalar normal ampullerden daha pahalı olmalarına rağmen, normal ampullerden dört kat daha verimlidirler. NOT Filaman akkor haline gelerek erimeden 3400°C’ye kadar çıkabilen tungsten adlı metalden yapılır. Normal ampuller daha basit bir teknoloji ile üretilebilir. Ancak enerji tasarrufu sağlayan, küçültülmüş lambaları üretebilmek için daha ileri teknoloji gerek. Geçmişten Günümüze Aydınlanma Videosu İçin Tıklayınız Dünden Bugüne Işık Sunusu İçin Tıklayınız Işığın Doğru Kullanımı ve Işık Kirliliği AYDINLATMANIN YAŞAMIMIZA ETKİLERİ Aydınlatma teknolojisindeki gelişmelerin, toplum yaşamı üzerinde olumlu etkileri olmuş ve yaşam kalitesi artmıştır. Aydınlatma teknolojileri sayesindehastaneler, hava alanları, otoyollar, fabrikalar gece gündüz hizmet verebilir. IŞIĞIN DOĞRU KULLANIMI1. Bulunduğumuz ortamların gereğinden fazla ya da az aydınlatılması görmeyi zorlaştırır ve gözü yorar. 2. Işığın doğrudan gözümüze gelmemesine dikkat etmeliyiz. 3. Gece ders çalışırken masa lambası kullanmak göz sağlığı için uygundur. Ancak sağ elimizi kullanıyorsak ışık sol taraftan, sol elimizi kullanıyorsak ışık sağ taraftan gelmelidir. 4. Okuduğumuz kitapla gözümüz arasındaki mesafe 35-40 cm olmalıdır. 5. Güneşli günlerde gözümüze güneş gözlüğü takmalıyız. 6. Uzun süre tv.,bilgisayar karşısında kalmamaya; yakından izlememeye özen göstermeliyiz. 7. Aydınlatma araçlarını tasarruflu kullanarak aile ve ülke ekonomisine katkıda bulunmalıyız. IŞIK KİRLİLİĞİ Işığın istenmeyen ya da gerekli olmayan yerleri aydınlatması ışık kirliliği oluşturur. • Deniz kaplumbağalarının yavruları, aşırı aydınlatmadan dolayı yönlerinikaybederek denize ulaşamadan ölürler.• Bazı göçmen kuşları ise yüksek binaların ışıklarına yönelip bu yapılara çarpıp ölmektedir.• Işık kirliliği gökyüzünü inceleyen gözlemevlerinin işini de zorlaştırmaktadır. Tüm bunlar ışığın faydasız ve zararlı olduğu anlamına gelmez. Bunların engellemek için ışığın doğru ve yerinde kullanılması gerekir. Işık kirliliğinin kaynakları şunlardır Yol,cadde ve sokak aydınlatmalarıPark bahçe ve spor alanlarının aydınlatmalarıReklam panoları için yapılan aydınlatmaEvlerde yapılan aşırı aydınlatmaGüvenlik nedeni ile yapılan aydınlatmalarMağazaların gece aydınlatmaları Aydınlatma güneş şeklinde değil mutlaka aşağı doğru aydınlatılması gereken yer aydınlatılmalıdır Bizler çalışırken,kitap okur,yazı yazarken ışığı sol üst tarafımızdan gelmesine dikkat etmeliyiz. Sol elle yazanlar için sağ üst SES Doğada meydana gelen olaylar ve çevremizdeki varlıklar ses çıkarırlar. Yağan yağmur, koşan atlet, öten kuş, çalan saat, hareket eden otomobil, ağlayan çocuk ses çıkarır. Kulağımıza gelen bu sesler beynimize iletilir. Beynimiz tarafından anlama dönüştürülür. Böylece gelen sesin anlamına göre tepki veririz. Sabahleyin saat çaldığında uyanmamız, gök gürlediğinde ürkmemiz buna örnek verilebilir. İnsanlar birbirleriyle iletişim kurabilmek için seslerini kullanırlar. Bazı seslere sözle tepki verirken, bazılarına da hareketle tepki verirler. Bazı durumlarda ise sese, hem söz hem de hareketle tepki verirler. İnsanlar sevincini, üzüntüsünü, heyecanını sesleri ile ifade ederler. Bazı sesler insanları mutlu ederken, bazı sesler de insanları rahatsız eder. Örneğin, taşıtların ve iş makinelerinin çıkardığı sesler insanları rahatsız eder. Bu seslerin şiddeti yüksektir. Fısıltı halinde konuşan bir insanın sesinin şiddeti düşük, jet motorunun çıkardığı sesin şiddeti yüksektir. Konuşma ve işitme engelli insanlar iletişim kurabilmek için ses yerine el, yüz ve vücut mimiklerini kullanırlar. Ses, hayvanların yaşamında da oldukça önemlidir. Hayvanlar iletişim kurmak ve tepki göstermek için çeşitli sesler çıkarırlar. Birbirlerine bir tehlikeyi haber vermek, karşılarındaki bir hayvanı korkutmak, birbirlerini bulabilmek için farklı sesler çıkarırlar. Ses Kaynakları Ses çıkaran her madde veya cisme ses kaynağı adı verilir. Ses kaynaklarının çıkardığı sesler birbirinden farklıdır. Bazı sesler doğaldır. Bazıları ise insanlar tarafından yapay olarak oluşturulabilmektedir. Kuş sesleri, deredeki suyun sesi, rüzgarın sesi, deniz kenarlarındaki dalgaların sesi doğal seslerdir. Doğal sesleri üreten varlıklara doğal ses kaynakları aletlerinden çıkan sesler, taşıtların çıkardığı sesler, hoparlörün, radyonun ve televizyonun çıkardığı sesler yapay seslerdir. Yapay sesleri üreten varlıklara yapay ses kaynakları denir. NOT Isı ve ışık gibi bir enerji türüdür. Bir kaynaktan yayılan ses, ısı ve ışık gibi bütün yönlerden algılanır. NOTSadece havada değil, suda ve katı maddelerde de hareket eder. Ancak ses, boşlukta yayılmaz. Sesin yayılmasını, suyun içine atılan bir taşın oluşturduğu halkalara benzetmek mümkündür. Durgun suya atılan taşın değdiği noktada oluşan dalgalar sıktır. Dalga kaynağından uzaklaştıkça bu dalgalar seyrekleşir. Ses de buna benzer. Kaynağa yakınken güçlü duyulur. Kaynaktan uzaklaştıkça sesi d uymak güçleşir. Yakınımızdaki radyodan çıkan sesi kolayca duyabiliriz. Ancak radyodan uzaklaştıkça sesini duymak zorlaşır. Daha da uzaklaşırsak radyodan çıkan sesi duyamayız. Bunun sebebi radyodan uzaklaştıkça, radyodan gelen sesin şiddetinin azalmasıdır. İki kulağımızın olması sesin geldiği yönü anlamamızı sağlar. Beynimiz iki kulağımıza gelen ses düzeylerini karşılaştırarak sesin hangi yönden geldiğini anlamamızı sağlar. Ses kaynağı her iki kulağımıza da aynı uzaklıkta ise bu ses kaynağının yerini belirlemek zorlaşır. Titreşen bir nesnenin başlattığı titreşimler dizisine ses denir. Sesin oluşabilmesi için titreşim hareketi gereklidir. Titreşim bir nesnenin ileri geri hareketidir. Titreşim yapan ses kaynakları havayı titreştirir. Titreşen hava yayılarak kulağımıza gelir ve bir etki oluşturur. Böylece ses işitilir. Konuşurken elimizi boğazımıza dokundurduğumuzda gırtlağımızda bir titreşim meydana geldiğini hissederiz. Gırtlağımızda ses telleri adı verilen iki tane kas şeridi vardır. Konuşurken gırtlağımızdaki bu ses telleri hızla titreşir ve sesi meydana getirir. Ses telleri ne kadar hızlı titreşirse ses o kadar yüksek çıkar. Kadınların ses telleri kısa ve ince, erkeklerin ses telleri ise uzun ve kalındır. Bu yüzden kadınların ve erkeklerin sesleri birbirinden farklıdır. Saz, gitar, keman, mandolin ve davul gibi birçok müzik aletinde titreşim hareketi görülebilir. Ancak flüt, kaval, ney gibi birçok müzik aletinde titreşim hareketi görülmez. Saz, gitar, mandolin, keman gibi müzik aletlerinde titreşen teller ses çıkarır. Klarnet gibi bazı üflemeli müzik aletlerinin ağız kısmında ağaçtan yapılmış ince bir parça bulunur. Müzik aletine üflendiğinde bu parça aletin içindeki havayı titreştirerek ses çıkarır. Flüt, kaval, ney gibi üflemeli çalgılarda, klarnette olduğu gibi ağaçtan yapılmış bir parça yoktur. Bu çalgılara üflendiğinde aletin içindeki hava titreşerek ses çıkarır. Davul gibi vurmalı müzik aletlerinde deri bulunmaktadır. Deriye Vurulduğunda titreşerek ses çıkarır. Radyonun ya da televizyonun sesini işitebiliriz. Ancak çıkardıkları ses dalgalarını göremeyiz. Bu gibi aletlerin çıkardıkları sesleri etkilerinden anlayabiliriz. Örneğin, çalmakta olan bir radyoya şişirilmiş bir lastik balon dokundurduğumuzda, balonun titreştiğini görürüz. Balonun titreşmesi sesin bir enerjiye sahip olduğunu gösterir. Bazı opera sanatçıları çıkardıkları sesle bir bardağı kırabilir. Bir tür balina ispermeçet balinası ise çıkardığı sesle avını sersemletebilir, hatta öldürebilir. Ses ve İşitme Ses kaynaklarından çıkan ses, havada yayılarak kulağımıza kadar gelir ve kulak zarını titreştirir. Kulak zarındaki titreşimler kulağın iç kısımlarına iletilir. Bu titreşimler belirli bir ileti taşır. Bu iletiler beyne ulaştığında ses işitilmiş olur. Bir canlının kulağının büyük olması o canlının daha iyi duyabileceği anlamına gelmez. Fillerin kulakları insanlarınkinden çok büyük olmasına rağmen, ancak insanların işitebileceği sesleri işitirler. Fillerin kulaklarının büyük olması üzerlerine konan böcekleri uzaklaştırmalarına ve serinlemelerine yardımcı olur. Ses, havada yayılırken havayı oluşturan moleküllerin titreşmesine neden olur. Titreşen moleküller çevresindeki diğer moleküllere enerji aktarır. Ancak ses kaynağından uzaklaştıkça enerji aktarımında azalma meydana gelir. Bulunduğumuz odada çalışmakta olan televizyondan çıkan ses çok az enerji kaybederek kulağımıza gelir. Böylece televizyonun sesini kolayca duyabiliriz. Ancak televizyondan uzaklaştıkça sesini duymakta zorluk çekeriz. Bunun sebebi kaynaktan uzaklaştıkça sesin enerji kaybetmesidir. Aynı ses kaynağının ürettiği sesin farklı uzaklıklardan farklı şekilde duyulmasını sağlayan özelliğe sesin şiddeti denir. Kolumuz aşağıda iken kol saatimizin sesini işitemeyiz. Kol saatimizden çıkan sesler saatten çıktıktan sonra her yöne yayılarak enerjisini kaybeder. Çok az bir kısmı kulağımıza ulaşır. Kol saatimizi kulağımıza dayadığımızda saatten çıkan ses çok az enerji kaybederek kulağımıza ulaşır. Böylece kol saatimizin sesini işitebiliriz. Bir dosya kağıdını rulo yapıp bir ucunu kol saatinin üzerine, diğer ucunu kulağımıza dayarsak saatin sesini işitebiliriz. Ancak kağıt rulo çok uzun olursa saatin sesini işitemeyiz. Bunun sebebi sesin yol aldıkça enerjisini kaybetmesidir. Bazı hayvanlar insanların duyamadıkları sesleri duyar ve insanların çıkaramadıkları sesleri gözleri iyi göremez ancak kulakları çok iyi duyar. Yarasaların çıkardıkları sesler, çevredeki canlı ve cansız varlıklara çarparak geri döner. Böylece yarasalar varlıkların büyüklüklerini ve yerlerini algılar. Dolayısıyla yarasalar işitme duyulan sayesinde engellere çarpmadan uçabilir ve avlanabilir. İnsan kulağı yarasaların çıkardığı bazı sesleri duyamaz. Yunuslar yiyeceklerini ararken suda ses çıkarırlar. Bu sesler balık ya da balık sürüsüne çarparak geri döner. Böylece balıkların yerini öğrenen yunuslar iyi göremez, koklama organları körelmiştir. Ancak işitme duyuları çok gelişmiştir. Yunuslar da yarasalar gibi insanların duyamayacağı bazı sesler çıkararak aralarında iletişim kurarlar. Kümes hayvanları, atlar ve köpekler insan kulağının duyamadığı bazı sesleri işitebilir. Örneğin; 1999 Marmara ve Düzce depremlerinde olduğu gibi şiddetli depremlerde oluşan sesleri insan kulağı işitebilir. Hafif şiddetteki depremlerde oluşan sesleri insan kulağı işitemezken bu hayvanlar işitebilir. İnsan kulağının işitemediği titreşimlerden günlük yaşamda pek çok alanda yararlanılır. Petrol arama, yer kabuğunu inceleme, tıp, endüstri ve haberleşme bu alanlardan insan vücudunu dinlemek için stetoskop kullanarak kalp ve akciğer hastalıklarını teşhis ederler. Canlıların Seslerinin Yayılması Gösterimi İçin Tıklayınız Gazın Olmadığı Ortamlarda Sesin Yayılımının Vakumlu Kap İçindeki Zil ile İncelenmesi Deneyi Yapmak İçin Tıklayınız Gürültü Çevremizdeki kuş sesleri, bir deredeki suyun sesi kulağımıza hoş gelir. Ancak taşıtların ve iş makinelerinin sesi insanı rahatsız eder. Hoşa gitmeyen ve insanlar üzerinde olumsuz etki yapan seslere gürültü denir. Şehirlerin büyümesi ve teknolojik gelişmeler gürültüyü artırır. Gürültülü ortamlarda bulunanların işitme yeteneğinde bozukluklar görülür. Gürültü, insanların gergin ve sinirli olmasına neden olur. Gürültülü ortamlarda çalışanların dikkatleri dağılır, işlerini yapmakta zorlanırlar. Bu sebeple gürültülü ortamlarda çalışanlar kulak koruyucuları kullanmalıdır. Kulak koruyucuları işitme kaybını önler. Ses Kirliliği Ses kirliliği; insanların işitme sağlığını ve algılama gücünü olumsuz yönde etkileyen, kişinin psikolojik ve fiziksel dengesini bozabilen, iş verimini düşüren, çevrenin doğallığını bozan bir çevre sorunudur. Ses kirliliğinin yoğun olduğu bir şehirde yaşayan insanın; iş veriminin düşük, sinirli yapıda ve huzursuz olduğu gözlenir. Ses kirliliği kaynaklarının başında trafik sorunu gelir. Taşıtlardan çıkan fren sesleri, motor ve egzoz sesleri trafik gürültüsünün başında gelir. Trafiğin yoğun olduğu büyük şehirlerimizde karayolundan geçen taşıtların sayısı gün geçtikçe artar. Büyük şehirlerimiz bu yoğun karayolu gürültüsünden gittikçe daha fazla etkilenir. Demir yollarının yük taşımacılığında önemli yeri vardır. Ancak demir yollarının gürültüsü insanlarda rahatsızlık uyandırır. Ayrıca büyük şehirlerdeki uçaklar da ses kirliliğine neden olur. Endüstrinin yoğun olduğu bölgelerde endüstri gürültüleri bu işlerle uğraşan kişileri doğrudan etkiler. Hatta tedavisi olmayan rahatsızlıklara neden olabilir. Çevremizde, bağıran satıcılardan arabalarının kornalarını istedikleri zaman çalan insanlara kadar birçok sorumsuz kişi bulunur. Ayrıca sorumsuzca açılan radyo ve teyp sesleri de ses kirliliğine neden olur. Ses kirliliğinin etkileri • Fizyolojik etkiler Ses kirliliği geçici ya da sürekli işitme kaybına, yüksek tansiyona, solunum ve dolaşım bozukluğuna yol açar. • Psikolojik etkiler Zihinsel etkinliğin azalmasına, strese,uyku düzeninin bozulmasına, sinirliliğe,dikkatin dağılmasına, iş veriminin düşmesine neden olur. Ses kirliliğinin önlenmesi için ; • Toplu taşıma sistemine geçilmeli, metrolarla yapılan yer altındaki trafiğe önem verilmeli, bisiklet kullanımı yaygınlaştırılmalı, • Taşıtlara susturucu takılmalı, gerekli kontrolleri zamanında yapılmalı, • Sanayi tesisleri şehir dışına kurulmalı, gürültü ölçümleri yapılmalı, gürültülü yerlerde çalışan kişiler kulaklarına kulaklık takmalı, • Evlerde çift camlı pencereler kullanılmalı, • Seyyar satıcıların bağırarak mal satmaları yasaklanmalı, • Evlerde başkasını rahatsız edecek şekilde gürültü edilmemeli, • Ses kirliliği konusunda kişi ve kuruluşlar bilinçlendirilmelidir. Ses Konusu İle İlgili Bulmaca İçin Tıklayınız Ses Konusu İle İlgili Test ve Boşluk Doldurma İçin Tıklayınız Ses Konusu İle İlgili Flash Sunumlar İçin Tıklayınız Ses ve ışık arasında farklılıklar Ses ve ışık arasında farklılıklar vardır. Örneğin *Işık cisimleri görmemize, ses duymamıza yardımcıdır.*Işık demir, taş, tahta, duvar vb. geçemez, ses ise geçebilir.*Işık boşlukta en hızlı şekilde yayılırken ses hiç yayılamaz. Işık ve Ses Ünitesi İle İlgili Online Test İçin Tıklayınız Işık ve Ses Ünitesi Oyunu İçin Tıklayınız Işık ve Ses Ünitesi Testi İçin Tıklayınız Işık ve Ses Ünitesi İle İlgili Online Test İçin Tıklayınız Işık ve Ses Ünitesi İle İlgili Online Test İçin Tıklayınız KAYNAKÇA 2012 NİSAN 09 2012 NİSAN 09 2012 NİSAN 08 2012 NİSAN 08 2012 NİSAN 08 2012 NİSAN 08 2012 NİSAN 09 2012 NİSAN 09 2012 NİSAN 08 2012 NİSAN 09 2012 NİSAN 08 2012 NİSAN 08 2012 NİSAN 09 2012 NİSAN 08 2012 NİSAN 08 2012 NİSAN 09 2012 NİSAN 08 2012 NİSAN 08 2012 NİSAN 09 2012 NİSAN 09 2012 NİSAN 09 2012 NİSAN 09 2012 NİSAN 09 2012 NİSAN 09 2012 NİSAN 08 2012 NİSAN 09 2012 NİSAN 09
Haberler > Doğanın Mucizesi Niteliğindeki İlginç Özellikleriyle Bizleri Büyüleyen 23 Hayvan - 1350 1. Bir kaya antilobu muhtemelen müstakil evinizin üzerine sıçrayabilir. Sahra Altı Afrika'sına özgü olan kaya antilobu büyük bir dikey sıçrayışa sahip olan küçük bir toynaklı. Küçük ayakları her bir toynağı 10 kuruş büyüklüğünde inanılmaz derecede kuvvetli ve hayvanın 15 metreye kadar ileriye sıçramasını sağlayabiliyor. Hayvanlar Aleminde, kaya antilobu vücuduna oranla en iyi sıçrayabilen hayvan. Bir diğer ilginç gerçek, yedikleri sulu bitkiler sayesinde su içmeye ihtiyaç duymuyorlar. 2. Sinekkuşlarının hayranlık uyandıran ufacık vücutları ve rahatsız eden iştahları... Uçmanın kalbi daha hızlı attırdığını düşünüyorsan, sinekkuşunun eline kimse su dökemez. Havada kalabilmek için dakikada 3000 kere kanat çırpar ve kalbi dakikada 1260 kere atar. Sıcakkanlı hayvanlar içerisinde sinekkuşları, en hızlı metabolizmaya sahiptirler. Günde 3500 kalori almaları gerekir bir insanın günde 510 cheeseburger -yaklaşık kcal- yemesine eşdeğerdir. Gece dinlenirken, yarı kış uykusuna yatar ve metabolizmalarını 1/15 oranında yavaşlatırlar. 3. Su aygırı büyüktür ve istediğini alır! Yetişkin bir su aygırı, Afrika'da fil ve gergedandan sonra en büyük 3. kara memelisidir. Yunanca'da su aygırı ''nehir atı'' anlamına gelir ve onları yüzerken görürseniz sebebini anlarsınız. Aynı zamanda karada da hızlıdırlar, kısa mesafede 17 km/s hızla koşabilirler. Agresiflikleri ve boyutları nedeniyle su aygırları, Afrika'daki en tehlikeli hayvanlardan biri olarak kabul edilir. Su aygırlarının yaşam alanları, kaçak avlanma ve diş ticareti sebebiyle Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği tarafından tehdit altında görülüyor. 4. Peygamber Devesi Karidesi su kaynatabilir. Her şeyden önce Bu karides yemek için uygun değil. Diğer karideslerden farklı olarak, peygamber devesi karidesi leş yemez. Peygamber Devesi Karidesinin saldırıları saniyede 23 metre hıza ulaşabilir. Bu hızdaki saldırılar Peygamber Devesi Karidesinin çevresindeki suyun kaynamasına neden olur ve su kabarcıklarından oluşan güçlü bir şok dalgası kurbanını tek dokunuşta öldürür. İlk saldırısını ıskalasa dahi genelde bu şok dalgası kurbanını hareketsiz bırakmaya veya öldürmeye olmamakla birlikte, Peygamber Devesi Karidesi, diğer canlıları yeme, dekoratif mercanlara zarar verme eğilimlerinden dolayı akvaryum muhafızları arasında çok popüler değildir. Ve bazen su tankının camını kadar hızlı? Bu kadar 5. Albatroslar, 12 saatlik uçuşların pısırıklara göre olduğunu söylüyor. metre kanat açıklığı ile albatros yaşayan en büyük uçan kuş türüdür. Dev kanatları onları uzman bir dalışçı yapar. Albatroslar, uçuş sırasında yukarı-aşağı dalış hareketleriyle tek bir kanat çırpmadan günde 1600 kilometre mesafe katedebilir. Albatros çiftleri karmaşık tavlama danslarından sonra birbirlerine yıllarca aşık kalmak üzere bağlanır. Dişi albatros yılda sadece tek yumurta bırakır. Dişi bir Laysan albatrosu olan Wisdom albatros aleminin en sert çocuğudur. 1951 yılında doğmuş olan Wisdom, yeryüzünde bilinen en yaşlı vahşi kuştur. Araştırmacılar ilk veri cihazını 1956'da taktı ve o zamandan beri milyon kilometre uçtuğunu tahmin ediyorlar. Bu mesafe dünyanın çevresinde 120 kere dönmeye eşdeğerdir. Dünyada 22 farklı türü olan bu canlının, bütün türleri tehlike altında ve savunmasız olarak değerlendiriliyor. 6. Bonobo Maymunları ''Savaşma, Seviş''e yeni bir boyut kazandırıyor. Baş belası hayvanlar listesinde neden bir numarada yer aldığını merak edersen, Bonobo maymunu ne vahşi ne de hırçın. Ama Bonobo bunu düşünmeyecek çünkü meşgul olamayacak kadar meşgul. Bonobo maymunu, yaşayan canlılar arasında insanlardan sonra bu derece yüksek seksapeliteye sahip 2. hayvandır. Araştırmacı Franz de Wall, aralarındaki bütün tartışma ve anlaşmazlıkları cinsel aktivite ile çözmeleri sebebiyle bu canlılara ''Savaşma, Seviş'' türü lakabını taktı. Bonobolar anaerkil bir topluma sahiptir, dişiler iç huzuru sağlamakla yükümlüdür. Seks yapmayan tek ikili anne ve oğludur. Bunların yanı sıra Bonobolar cinsel aktivitelerinde ayrım gözetmeyen, seksin kişiliklerinin bir parçası olduğunu, tek eşe bağlılığın önemli olmadığını düşünen canlılardır. Ayrıca Bonobolar dokunma duyusuna önem verirler, öpüşme ve el tutma seks aktiviteleri sırasında hem dişi hem de erkek için oldukça çekicidir. Sadece Kongo Demokratik Cumhuriyeti havzasında bulunan Bonobo maymunlarının sayısı 29,500 ile 50,000 arasında tahmin ediliyor. Tehlike altındalar ve ticari kaçak avlanma onlar için en büyük tehdit. 7. Herkül Böceği Crossfit'te kıçına tekmeyi vurur! Herkül böceği entomofobisiböcek fobisi olanların sevineceği kadar nadir rastlanan bir tür. Dünyadaki en büyük 3. böcek ve 16 santimetreye ulaşabiliyor. Kafasındaki boynuzumsu yapı bu uzunluğun yarısı kadar olabiliyor. Diğer böceklerden farklı olarak, Herkül böcekleri 1 yıl ya da daha fazla larva olarak kalır, bu süreçte 10 santimetre büyür ve ağırlığı 100 gram artar. Araştırmacılar, Herkül böceğinin ağırlığının 850 katını kaldırabileceğini düşünüyordu fakat günümüzde bu rakam 150 katına inmiş durumda ki bu hala inanılmaz bir kuvvet! Karşılaştırırsak En güçlü insan Paul Anderson'ın tek seferde 2844 kg yani ağırlığının 17 katını kaldırmasına eşdeğer. Herkül böcekleri genelde barışçıl otçullar olarak görülür ve sadece çiftleşme dönemlerinde diğer Herkül böcekleri ile mücadele ederler. 8. Pasifik Somonu, Fabrika Çıkışı Sabit Donanım GPS. ''Eve bir daha asla dönemeyeceksin'' sözünü kim söylediyse pasifik somonu ile daha tanışmamış. Her yıl, milyonlarca pasifik somonu okyanusu terkedip nehirlere, akarsulara yumurtlamak ve ölmek için göç eder. Yolculukları boyunca, pasifik somonları akıntıya karşı yüzer, küçük şelalelerden yukarı atlar, kurtlardan, kuşlardan hatta aç bozayılardan kaçar ve birkaç yıl önce doğduğu yere yumurtlamak için gider. Bütün bunları küçük bir balıkken yüzdükleri nehirin kokusunu hatırlayarak yaparlar. 9. Soğuk, ağaç kurbağasını rahatsız etmez. Tam olarak donar. Birçok yönden ağaç kurbağası ortalama bir amfibidir. Diğerlerine oranla küçüktür, böcek yemeyi sever ve kusursuz bir uzun atlayıcıdır. Bu canlıda onu eşsiz kılan bir şey var; soğukla başa çıkma yöntemi. Donar. Hayır, gerçekten, tam olarak donar. Ağaç kurbağalarının donup çözüldükten sonra yaşayabilmelerinin iki sebebi var. Birincisi, bu kurbağalar hücrelerinin tamamını glükoz ve üre ile doldurur, bu da hücre içerisinde çok sınırlı buz kristalinin oluşmasına izin verir. Ardından yaprakların altına bir çukur kazar ve soğuğu bekler. Ağaç kurbağası soğuk havaya maruz kalınca, önce derisi donar sonra da kanı. Vücudundaki suyun %65'inden fazlası kış boyunca donmadıkça baharda hayata kaldığı yerden devam eder. 10. Ahtapot henüz aklımıza bile gelmemiş şeylerden kaçabilir. En belalı hayvanlar listesinde zirveye oturabilmesinin birkaç sebebi var. Jet gücünde ileri itiş, kusursuz kamuflaj, mürekkep savunması ve ultra güçlü vantuzlar. Yukardakilerle birlikte, ahtapot omurgasızlar arasında eşi bulunmaz bir zekaya sahip. Araştırma çevrelerinde bulunan sonuçlara göre, ahtapotlar kolaylıkla labirentten çıkabilir, yapboz tamamlayabilir. Karmaşık kilitlerden ve içine kapatıldıkları yerlerden kolayca kurtulmaları ile bazı ülkeler; Kanada, Yeni Zelanda, Avustralya ve Avrupa Birliği ahtapot ve kafadanbacaklılara anestezi olmadan cerrahi müdahele yapılmasını canlıların muazzam zekasına atıfta bulunarak yasaklamıştır. 11. Atlas Güvesi bir çift yılan değil, sadece öyle görünüyor. Kanat açıklığı 25 santimetreye ulaşan Atlas Güvesi dünyadaki en büyük üç böcek türünden biridir. Adını üç olası kaynaktan aldığı düşünülüyorDünyayı sırtında taşıyan Yunan Tanrı'sı harita benzeri Çin Dili'nde ''yılan başlı güve''. Kanatlarındaki desenden dolayı bir ağaçta birbirine sarılmış iki yılan gibi görünürler. Bu güzel bir pozdan fazlasıdır, saldırmaya hazır yılan gibi görünen kanatları sayesinde kuşlardan kaçabilir. 12. Dev Mürekkepbalığı otobüs büyüklüğünde ve kabuslarımızda yaşıyor. Dünya genelinde derin denizlerde bulunur. Bu dev kafadanbacaklı türün dişileri 13 erkekleri ise 10 metreye kadar uzayabilir. Genetik kuzeni Humboldt mürekkepbalığı gibi, bu tür de avcıdır. Derin denizde balıklar ve diğer mürekkepbalıkları ile beslenir. Kurbanını yakalamak için vantuzlarla kaplı dokunaçlarını kullanır. Her vantuz tırtıklı kemiksi bir yapıyla çevrilidir. Vantuzlar, kurbanını tutmasını ve derisinin altındaki dokuya nüfuz etmesini sağlar. Dev mürekkepbalığı o kadar büyüktür ki bu canlıları avlayabilen bilinen 2 tür vardır, Pilot veya İspermeçet Balinası. Sualtında görmek için oldukça korkunç canlılardır, özellikle de kameranıza doğru gelirken. 13. Ölümsüz Denizanası, kolundaki ''Sadece Bir Kere YaşarsınYou Only Live Once'' dövmesinin çok güzel olduğunu düşünüyor. Bazı hayvanların uzuvları yeniden çıkar, diğerleri çok çabuk iyileşebilir. Sadece tek bir hayvan asla ölmez. Ölümsüz Denizanası, cinsel olgunluğa ulaştıktan sonra ergenlik dönemine dönen tek yaratıktır. Yaşamına küçük bir su kabarcığı olarak başlar, basit yapılı hayvan kolonilerinde büyür, yaşam döngüsünü tamamlar ve tekrar basit yapılı hayvan kolonilerinin içine döner. Bu süreç defalarca tekrarlanır. Bir araştırmacı buna biyolojik ölümsüzlük diyor. Bu denizanalarının ölümsüz yönleri 1990'ların ortalarında keşfedildi fakat hala onlarla ilgili öğrenecek çok şey var. Araştırmacılar, bir gün insanların nasıl sonsuza dek yaşayacağını bulursa ölümsüzlüğü biraz da bu sıradışı canlılara borçlu olacağız. 14. Tazmanya Canavarı bir bowling topunu ısırabilir! Eşit şartlarda mukayese edildiğinde Tazmanya Canavarı, dünyadaki en zor ve huysuz memelilerden biridir. Bu katil canavarlar için en iyi yer, aynı zamanda yaşadıkları tek yer, Avustralya'nın güneyindeki Tazmanya Adası'dır. Tazmanya Canavarı ağaçlara tırmanabilir, nehirleri geçebilir, 1 saat boyunca 27 km hızla koşabilir ve gece avlanmayı sever. Tazmanya Canavarı santimetrekareye 544 kg basınç uygulayabilir, bu da boz ayı ile aynı güçtedir. Doymak bilmez bir iştahları vardır. Yolda ölmüş hayvanlardan kanguruya, sıçanlardan atılmış ayakkabılara kadar zengin bir menüsü vardır. Ne yazık ki, son yıllarda görülen nadir bir kanser çeşidi nedeniyle Tazmanya Canavarları tehlike altında bulunan türler arasındadır. 15. Cennetin süper kuşu seni dans yarışmasında yenebilir! Cennetin süper kuşu şarkı söyleyebilseydi kuş aleminin Justin Timberlake'i olurdu. Bunun yanı sıra, çok sıkı dans figürlerine sahip. Bu tropikal sert çocuklar sadece Yeni Gine'deki yağmur ormanlarında yaşıyor. Bu türlerde erkekler dişilere karşı ezici bir çoğunluğa sahip. Dişi cennet kuşları en iyi erkeği seçmek için 15 ile 20 adayı reddeder. Peki; bir erkeği dikkat çekici yapan nedir? Çiftleşme sezonu boyunca erkek cennet kuşu bir dans pisti seçerhatta bazen dişi gelmeden önce yapraklarla temizler ve potansiyel partnerleri için çağrı yapar. Dişi geldiğinde, onun için dans eder ve tüyleri ile cezbeder. Dişi kararını verene ya da uçarak uzaklaşana kadar dans eder. 16. Hey Açlık Oyunları fanları! Lir Kuşu gerçekteki Alaycı Kuş. Lir Kuşu insan ve hayvan seslerini taklit edebilme gibi inanılmaz bir yeteneğe sahip. Lir Kuşu'nun Yalıçapkını Kuşunu, araba alarmını, motorlu testereyi taklit edebildiğini biliyor muydunuz? Eğer vahşi doğada bir Lir Kuşunu görmek veya duymak istiyorsanız onları Avustralya ve Tazmanya açıklarında bulabilirsiniz. 17. Palyaço balığı çift cinsiyetlidir. Birçoğumuz Palyaçobalığını ''Kayıp Balık Nemo'' filminden biliyoruz. Süslü bilim deyimiyle, ''sıralı çiftcinsiyetli'' olarak adlandırılırlar. İlk önce dişi olarak gelişirler sonra erkeğe dönüşürler. Dişi Palyaçobalığının kolonisinde genellikle az sayıda yavru erkek bulunur ve kolonideki yetişkin bir erkek ile çiftleşir. Eğer dişinin görünüşü değişir veya koloniden ayrılırsa erkek çiftleşme partnerinin cinsiyeti değişir ve dişi olur. En büyük erkek yavru hızlıca büyür ve onun yerini alır. 18. Galapagos Kaplumbağası senin torununun torununun torunundan daha çok yaşayacak! 1000 yıllık dönemde değişmeden geride kalan birkaç hayvandan biridir. Yavaş yürüyen eskiden kalma devler 100 yıl ile 225 yıl arasında yaşayabililer. Eski biyologlar 15 tür Galapagos Kaplumbağasından 10 tür kaldığını keşfettiler. Türler yüksek yerde yaşayanlar ile alçak yerde yaşayanlar olarak ayrılıyor, Darwin'in evrim teorisinden bahsetmiş olduk. 150 yıldan uzun süredir Galapagos'ta yaşayan ünlü kaplumbağa Yalnız George 2012'de öldü. Onu ünlü yapan en büyük özelliği bir arkadaş edinmeye olan isteksizliğiydi. Onun ölümü ile kendi türünün soyu tükendi. Dünyada 19000 kaplumbağa türünün yaşadığı tahmin ediliyor, bu türler ise hala tehdit altında. 19. Cadı Maki Maymunu Sabit böcek gözleri, kuvvetli kollarıyla tam bir ölüm pençesi. İster inanın ister inanmayın bu tuhaf küçük yaratık bir maymun ve sadece etlekuş, yılan, yarasa, kertenkele besleniyor. Sadece Güneydoğu Asya'da bulunan uzun kollu ve kocaman gözlü bu maymun gececi alışkanlıkları ile bilinir. Gözleri beyinleri ile aynı büyüklüktedir ve avlarını yakalamak için inanılmaz gece görüşüne sahiptirler. Dev gözleri, göz çukurunda hareket etmez. Yani direk önünde olmayan hiçbir şeyi göremez. Cadı maki maymunu kafasını 180 derece döndürmek zorundadır. Avını gördüğünde cadı maki avını yakalamak için daldan dala kendi boy uzunluğunun 40 katı kadar sıçrayabilir. Uzun zayıf arka bacakların ve küçük ön kolların en iyi uyumu cadı maki. Ama bu uyum onun karada yürümesine veya sevinçten dans etmesine izin vermez. 20. Yapraklı Deniz Ejderi modaya uygun kamuflajıyla Denizaltı Vogue Dergisi'ne kapak olabilir. Yapraklı deniz ejderinin tüylü yapısına bakarak onun bir çeşit Avustralya'lı su yosunu olduğunu söylemek hata olur. Bu muhteşem kamuflajlı deniz ejderhaları genetik olarak denizatlarının kuzenidir. Tıpkı denizatları gibi bebeği taşıyan erkektir. Döllenmeden sonra yapraklı erkek deniz ejderhaları 4 ile 6 hafta arasında kuluçkaya yatarlar. Yumurtaları kuyruklarının altında tıpkı bir sünger gibi olan keselerinde taşırlar. 1980'lerde evde deniz ejderi beslemek dalgıçlar arasında popüler olmuştu. 1990'larda Avustralya hükümeti sayıları tehdit altına giren bu türleri koruma altına aldı. Kurtarılan sayılarına rağmen hala tehlike altındaki türler listesinde yer almaktadırlar. 21. Firavun Fareleri takım olarak çalışırlar ve zehre karşı bağışıklıklarıyla yuvalarını korurlar. Ne düşündüğünüzü biliyoruz bu kadar sevimli bir hayvan nasıl sert çocuk olabilir? Firavun fareleri oldukça inanılmazlar. Aileleriyle, arkadaşlarıyla birlikte yaşayan ve çalışan sadık takım oyuncularıdırlar. Avlanırken oldukça yüksek ses çıkararak ve hırlayarak iletişim kurarlar. Olası tehditlere karşı birbirlerini uyarmak için 6 belirgin uyarı çağrıları vardır. Dünyanın hiç de misafirperver olmayan yeri olan Kalahari Çölü'nde yaşarlar. İnsanların aksine Kalahari Akrepleri'ne karşı bağışıklıkları vardır. Kıskandırıcı. 22. Ornitorenk çok sevimli, tatlı; hain, nefret dolu bir düşman! Ornitorenk ördek gagasıyla, perdeli ayağıyla, tüylü vücuduyla ve kunduz kuyruğuyla memeli hayvanların Bay Patates Kafası'dır. Şu küçük garip tipe bakın. Tuhaf görünüşünün sizi yanıltmasına izin vermeyin. Ornitorenk zehir saçan bir yaratık. Tehlike anında erkek bir ornitorenk arka ayaklarından bir zehir salgılar. Bu zehir bir insanı öldürmeye yetecek kadar güçlü değildir ama dayanılmaz bir acıya sebep olur ve çiftleşme mevsimi boyunca kızgın bir ornitorengin arkasında duracak kadar şanssızsanız birçok yerinizde şişlik meydana gelecektir. 23. Denizin Tek Boynuzlusu Boynuzlu Balina Boynuzlu balinanın yalnızca iki dişi var ama bu miktar onun için bir eksiklik değil, kalite. Olgun bir erkeğin, dudağının üzerinden çıkan dev kıvrımlı boynuz 3 metreye kadar uzayabilir. Bu boynuz inanılmaz hassas 10 milyonun üzerinde sinir ucuna sahiptir. Boynuzun işlevinin ne olduğu kesin olarak saptanamamıştır. Bazı araştırmacılar onun bir silah olduğuna, bazıları navigasyonel fonksiyonu olduğuna, bazıları ise çiftleşme veya diğer potansiyel çiftleşme erkekleri ile savaşmak için kullandıklarına inanıyordu. Boynuzlu balinalardan klasik edebiyatta çokça bahsedilmiştir. Jules Verne'in Denizler Altında 20000 Fersah'ında ve Herman Melville'in Moby-Dick' balinaların neslini tehdit eden iki büyük risk bulunuyor Donmuş denizin altında gezerken boğulma ve civarında boynuzlu balina vahşi doğada yaşıyor ve bu tür yokolma tehlikesi altında. Bonus Sivas Kangalı Yerli kas makinesi. Boyu 81 santimetreye ağırlığı ise 68 kilograma ulaşan dahi köpek. Kangallar genellikle çoban köpeği olarak nitelendirilirler ancak bekçi köpeği tanımına daha çok uyarlar. Diğer çoban köpeği türleri sürüyü korumaktan ziyade yönlendirme ve yönetmekte ustadırlar. Kangal köpeğinin en belirgin özelliği ise sahibine duyduğu aşırı sadakat ve buna bağlı olarak sahibine ait olduğunu düşündüğü şeyleri korumaya yönelik kuvvetli içgüdüsüdür. Bu nedenle çok iyi bir dövüşçüdür. Kurt, çakal gibi yabani hayvanlara karşı çok etkin bir muhafız olmakla beraber aile fertlerine, görselde de anlaşıldığı üzere çocuklara karşı hiçbir tehdit oluşturmazlar. Bu hayvanlar inkar edilemeyecek şekilde harikalar. Bu türlerden yedisi Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği tarafından savunmasız ve tehdit altında olarak değerlendiriliyor. Eğer risk altındaki hayvanlara yardım etme konusunda daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız aşağıdaki web sitesini ziyaret edebilirsiniz. The IUCN Red List of Threatened SpeciesAyrıca bunu paylaşırsanız harika olur!
insanların duyamayacağı ses çıkaran bir hayvan